Gazetelerde, Facebook'ta yazılanlara baktığımda, paylaşılan nefret duygularını onaylamak geliyor içimden bazen. İyi yazmışlar, kapak olmuş diyeceğim, beğen seçeneğini işaretleyeceğim anlar olmuyor değil ama içimden bir ses "yapma!", kendini O'nun yerine koy, sonra kararını ver diyor.
Bir kaç aydır yazmayı düşündüğüm bu yazıyı boşa çıkaran bir hamle geldi aslında Selahattin Demirtaş'tan. Hani dokunulmazlıklarının kaldırılıp vatandaşlıktan çıkarılmaları konuşulmaya başlandığında "neyi, kimi çıkarıyorsun?" çıkışı vardı, işte o! Reddettiğini söylediği Türk Vatandaşlığına nasıl da sarılmıştı ve bu yazıyı yazmamı gereksiz kılmıştı ya ben onu dinlemeyip anladığım Demirtaş'ı anlatmaya çalışayım.
Ben ki Selahattin Demirtaş'ım, milletvekiliyim, 17.000,-TL maaş alıyorum, sağlık, yemek, seyahat, araçlarımın yakıt giderleri neredeyse sıfır. Çocuklarımı en iyi okullara gönderiyorum. Pahalı elbiseler giyiyor, lüks yerlerde tatil yapıyor, kalburüstü restoranlarda yemek yiyebiliyorum, bir elim yağda bir elim balda misali
İyi de ülkemin hain ve düşman ilan ettiği Apo ile niye mi konuşuyorum? Niye kocaman bir ülkeyi yönetmeye soyunmak varken Allah'ın ittir ettiği verimsiz, kıraç topraklarda, bir kısım insanları elan mağara evlerde yaşayan, eğitim, kültür düzeyi hayli düşük toplumdan oluşacak, dünyaya kapalı bir devlet kurmak için uğraşıyorum, Niye terörist cenazelerine katılıyor, niye onlarca kişinin katili teröristin evine taziyeye gidiyor, niçin özerklikten söz ediyorum?
Mantıklı bir yanıt bulamadım ama aklıma korku geldi. Selahattin Demirtaş korkuyor!
Apo'nun, Bayık'ın, vb.lerinin bir işaretiyle yok edilmekten korkuyor.
Bir canlı bombanın yanına gelip kendini patlatmasından korkuyor.
Çocuklarının, eşinin kaçırılmasından korkuyor.
Korkmakta haklı:
Devletini yöneten Hükümet, Demirtaş'ı korumuyor. Tıpkı halkını korumadığı gibi.
Demirtaş'ı tehdit eden Apo'nun sesini kesemeyen Hükümeti var.
Para ve ikbal peşinde koşmaktan kafa kaldıramayan, Demirtaş'tan bana ne diyen Hükümet görevlileri var.
Memleketine gittiğinde yürüdüğü asfaltın altına patlayıcılar yerleştirilmesine izin veren başbakanlar var.
Hainlikleri daha fazla uzatabilirdim ama hafakanlar bastı.
Demirtaş sanırım haklı. Hükümet teröristle kolkolaysa vatandaşa boyun eğmek düşer.
Onun yerinde olsaydım aynı şekilde davranır mıydım? bilemiyorum ancak ramak kalırdı diyebilirim.
İSA'DAN İKİ MİLYON YIL ÖNCE YAŞAMIŞ PARDUS'UN YURT EDİNDİĞİ YÖRELERİN ORTAK ADIDIR DÖRDÜNCÜ ROMA. BİRİNCİ ROMA "ROMA İMPARATORLUĞU", İKİNCİ ROMA "BİZANS İMPARATORLUĞU", ÜÇÜNCÜ ROMA "OSMANLI İMPARATORLUĞU", DÖRDÜNCÜ ROMA "TÜRKİYE'DİR". BU BAŞLIK ALTINDA YAZILANLARDAN BİLİNEN İSİM VE OLAYLAR DIŞINDAKİLERİN GERÇEKLERLE İLİŞKİSİ YOKTUR. TAMAMI KURMACADIR.
12 Mayıs 2016 Perşembe
15 Temmuz 2015 Çarşamba
SEÇİMLER ÖNCESİ HDP Mİ VATAN PARTİSİ Mİ ÜZERİNE BİR ARKADAŞIMA GÖNDERDİĞİM İLETİ.
Mustafa Kemal'in Askerleriyiz diyenlere Mustafa Kemal'in köpekleri diyene, ilkel, gerici,ırkçı Şeyh Said'in heykellerini dikene, Efkan Ala için verilen gensoru oylamasında meclisi terk edene, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturma komisyonundan çekilene karşı tavır koyuyorsam bu objektif olmak değilse nedir? Yaptıklarına değil de söylediklerine ve yazdıklarına mı bakmalıyım?
İhtilâller döneminde hapse girip işkence görmeyen mi var! Birine Filistin Askısı, diğerine bok yedirmek sadece işkencecinin ne tür işkenceden zevk aldığının göstergesidir kanımca. Hani solcu Kürt işkence gördü de ülkücü delikanlılar görmedi mi?
Hem! biz Türk, onlar Kürt değildir. Günümüzde hepimiz Türk'üz, bundan önce Osmanlı'ydık, ondan önce Roma'lı, ondan önce Frig, ondan önce Hitit, ondan önce Hatti, ondan önce Hurri, ondan önce Luvi..... ondan öncesini bilmiyorum. Belki Neandertal olabiliriz. Türkiye'de ari ırktan söz etmek asla mümkün olabilemez ve sanırım bu söz Dünyada sadece Anadolu için söylenebilir. Düşünsene adı bile müthiş. "Ana dolu" yani sayılamayacak kadar ana var. Bu isim tesadüf olabilir ama bu yarımadaya daha iyi bir isim bulunamazdı.
İyi de, Nejla HDP'ye oy verse ne olacak! Sonuçta bir oycuk. Hasan'ın derdi ne? diye sordum kendime. Cevabını E.A.POE'dan aldığım ve briç anayasasına ek başlığıyla yazdığım yazıda buldum. Tanıdığım Nejla, bırak kadınları, ortak veya rakip oynadığım erkeklerin büyük çoğunluğundan iyi bir oyuncu. Sizin orda oynadığım oyunlarda rakibim olan erkekler tırnağın bile olamazlar. İşte böylesine işlek, analiz ve sentez yeteneği yüksek bir zekâ HDP konusunda akıl tutulması nasıl yaşayabiliyor?
Son: Vatan Partisine oy vereceğim çünkü oyu aslında Vatan Partisine değil TGB'ye veriyorum. Yani Çağdaş Cengiz'e, İlker Yücel'e. Perinçek'in de ne dediği değil son zamanlarda ne yaptığı umurumda. Eskiden öyleymiş böyleymiş bana ne!
9 Mart 2015 Pazartesi
(ALINTI) DOLAR NİÇİN YÜKSELİYOR?
atin.org sitesinden alınmış bir yazı. Biraz uzun ancak herkes mutlaka ama mutlaka okumalı.
Merkez Bankasında Bir Konuşma
Göksel TÜRK’ün, D sınıfı hissedar temsilcisi olarak 24 Nisan 2001 Salı günü, T.C. Merkez Bankası Genel Kurulunda yaptığı konuşma daha önce başka bir yerde yayınlandı mı bilmiyoruz. Yaşadığımız günlere tercüman olan bu konuşmayı zevkle okuyacağınızı tahmin ediyoruz.
Yüce Genel Kurulun değerli üyeleri, Saygıdeğer konuklar, Kamuoyunu bilgilendirmek için yorulmadan çalışan basın görevlileri, Sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlarım.
Önce bir gerçeği belirteyim:
GEÇMİŞTE YAPTIĞI YANLIŞLARI UNUTANLAR, O YANLIŞLARI SİL BAŞTAN YAŞAMAK DURUMUNA DÜŞERLER.
Bu kural, içinde bulunduğumuz durumun hem bir özeti, hem de en güzel açıklamasıdır.
İyi de, bunun Merkez Bankasının Çalışma Raporuyla ne ilgisi var?
Açıklayayım. Merkez Bankası, sıradan bir ticari ortaklık, sıradan bir banka değildir. Onun genel kurulunda, “sermayeme ne temettü verilecek” sorusu en sonra gelen konudur. Bu Genel Kurulda konuşmak için, en azından, şu üç konuda açık olmak gerekir:
Merkez Bankası nedir?
Para nedir? Gücü nereden gelir? ve
Ülkenin içinde bulunduğu durum nedir?
10 Aralık 2014 Çarşamba
ŞERİAT KAYGISI YERSİZ Mİ?-3
Komşu komşu huuu!
-Huuuu!
Şeriat geldi mi?
-Geldi geldi...
Nasıl geldi?
-At'ı geldi Şeri kaldı.
-Huuuu!
Şeriat geldi mi?
-Geldi geldi...
Nasıl geldi?
-At'ı geldi Şeri kaldı.
18 Ekim 2014 Cumartesi
HOMO IŞİDİSMUS
Evrim üzerine yazılmış bir kitabı okurken uyuyakalmıştım. Gece yarısına doğru kapı çalındı. Uykum gözlerimden akıyordu, çocuklar açar deyip uyumaya devam ettim ama zil bir kez daha öttüğünde kalkıp kapıyı açmak zorunda kaldım.
James Cameron'un Avatar'ını beş kez seyretmemiş olsaydım yüreğim ağzıma gelir ve korkudan ölürdüm kesinlikle. Karşımda kuyruksuz bir Avatar vardı. Gülümseyerek baktı "beni Küçük Prens gönderdi, kendisini ne kadar çok sevdiğini biliyor, Asteroid B612'den sürekli seni izliyor, Homo Işidismus'u anlayamadığının farkında, seni aydınlatmamı rica etti, ben de kalkıp geldim" dedi.
Çaktırmadan evin içine göz attım. Tüm odalar karanlık ortada kimse yoktu. İşaret parmağımı dudaklarımın üzerine götürüp dikine tuttum ve diğer elimle eve davet ettim. Sanki "sessiz olun" diyen hemşire sembolünü biliyormuş gibi usulca içeri girdi. Salonun kapısını kapattım. Küçük Prens Homo Işidismus üzerine ne anlatmanı istedi diye sordum.
James Cameron'un Avatar'ını beş kez seyretmemiş olsaydım yüreğim ağzıma gelir ve korkudan ölürdüm kesinlikle. Karşımda kuyruksuz bir Avatar vardı. Gülümseyerek baktı "beni Küçük Prens gönderdi, kendisini ne kadar çok sevdiğini biliyor, Asteroid B612'den sürekli seni izliyor, Homo Işidismus'u anlayamadığının farkında, seni aydınlatmamı rica etti, ben de kalkıp geldim" dedi.
Çaktırmadan evin içine göz attım. Tüm odalar karanlık ortada kimse yoktu. İşaret parmağımı dudaklarımın üzerine götürüp dikine tuttum ve diğer elimle eve davet ettim. Sanki "sessiz olun" diyen hemşire sembolünü biliyormuş gibi usulca içeri girdi. Salonun kapısını kapattım. Küçük Prens Homo Işidismus üzerine ne anlatmanı istedi diye sordum.
15 Temmuz 2014 Salı
AB’ye Hayır, ABD’ye de!
2003 yılında yazılmış bir yazı.
Şimdiye kadar;
1-Sürekli geri teknoloji ithal ederek; yurdumuzu, hurda
otomobil mezarlığına çeviren KOÇ
HOLDİNG, AB’ye evet dediği için.
2-Dışarıda yatırım yaparak Türkiye’ye gelir getirmek
yerine; Dupont, Toyota,Danone ve benzeri yabancı kuruluşlarla ortaklık
kurarak, kaynaklarımızın dışarıya
akmasına neden olan; bu kuruluşlardan şutlanırken gıkını çıkaramayan SABANCI HOLDİNG, AB’ye evet dediği için.
3-Dünyaya daha çok üretmek, daha çok satmak, daha çok
para kazanmak üzere geldiğimizi düşünen ve insanları sağmal inek olarak
gören tüm İŞADAMLARI, AB’ye evet dediği
için.
5-Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını her
şeyde önemli saymanın AB ile ilgisi olmayıp, eğitim ve yasal düzenlemelerin
yanında, bürokrasinin keyfi tutumunun yıkılmasıyla ilintili olduğunu halka anlatmayan MEDYA,
AB’ye evet dediği için.
6-Türk Milletini; Luvi,Truva, Hitit, Frig, Lkya, Lidya,
Urartu, Med, Pers, Bizans, Oğuz, Özbek, Acem, Tatar, Türkmen, Kürt, Laz,
Çerkez, Gürcü, Abhaz, Ermeni, Yahudi, Rum ve diğer ırkların; binlerce yıl
içerisinde birbirlerine kaynaşarak
oluşturduklarını bildikleri halde, Kopenhag Kriterleri isimli dayatmada,
azınlık haklarından söz edip Bask’lara, Katalan’lara, Kuzey İrlandalılara,
Korsikalılara ayrı devlet kurmak ve ya mevcut devletlerle birleşmek hakkını tanımayıp, yapmadıkları
şeyleri BİZDEN İSTEYENLER, AB’yi
kurdukları için.
7-200 kişiyle onbin Güney Amerikalıyı nasıl
öldürdüklerini gururla anlatan, Konstantinopolis dedikleri İstanbul’u tarihte bir eşi daha olmayan
vandallıkla* yağma eden, Afrikayı,
Amerikayı, Asyayı sömürerek sermaye biriktiren, 10-12 yaşlarındaki çocukları
maden ocaklarında çalıştıran, düzene muhalif tutuklularını, hapishanelerinde
öldürüp intihar süsü veren, kalkınma süreçlerinde, en acımasız gümrük
duvarlarıyla sanayicilerini koruyanların,
“Demokrasi, İnsan Hakları, Serbest Piyasa Ekonomisi” önermelerine: SİZ
ÖNCE GEÇMİŞİNİZ HESABINI VERİN
diyebilmek için.
Hayır diyordum.
2 Temmuz 2014 Çarşamba
MADIMAK MÜZE OLSUN, KEBAPÇI KALSIN.
ESKİ BİR YAZI. 2 TEMMUZ 1993 MADIMAK KATLİAMI ANISINA YENİDEN.
Madımak vahşeti Anadolu’ya yakışmadı demiş...
2 Temmuzu takviminden silmiş...
Seneyi 364 güne indirmiş...
Ve rahat(!) etmiş biri olarak...
Eğer bu akşam...
“Muhlis Akarsu/Aşık Olan Durmaz Ağlar”
cd’sini dinlemiyor olsaydım...
Muhlis Akarsu Madımakta yakılmamış
olsaydı...
Bırak Madımak üzerine yazmayı...
Vahşeti hatırlamazdım bile...
Madımak müze olsun, kebapçı mutlaka kalsın demek yerine(!) .....
“Madımak müze olsun kebapçı kapatılsın”
demiyorlar mı?...
26 Aralık 2013 Perşembe
ERDOĞAN BAYRAKTAR
Trabzon'daki Ayasofya'nın camiye dönüştürülme sürecinde Trabzon yerel gazetelerine da yazmıştım ama derdimi kimseye anlatamamıştım. Trabzonlu olmak bir ayrıcalıktır. Hem de olumlu ayrıcalıktır. Trabzonlu'nun eski bir kiliseye bakışı başkaları gibi olamaz, olmamalı! demiştim. Benim gibi düşünenlerin sayısı hayli kalabalık olduğu halde Ayasofya Trabzon'a yakışmayacak bir ilkellikle, baraka camiye dönüştürüldü. Yangından mal kaçırırcasına.
İyi de Bayraktar'la Ayasofya'nın ne ilgisi var be! dediğinizden eminim. Son açıklamasına kadar Bayraktar da Ayasofya'nın cami yapılmasına alkış tutan Trabzonlular gibi Trabzonlu olmanın ayrıcalık olduğunu bilemeyenlerden biriydi. Bu yüzden yıllardır bir zır cahilin talimatlarıyla iş yaptı.
Trabzonlu bir bürokrat olan Bayraktar'ın talimat almaya böylesine yatkın oluşuna hayret ediyordum.
Trabzonlu olmanın bir ayrıcalık olduğunun ayırtında olanların temel özelliği "talimat vermeyi sevmemeleri, almayı hiç sevmemeleridir".
Bayraktar nihayet Trabzonlu olduğunu hatırladı. Bir Trabzonlu'ya yakışacak biçimde söylemesi gerekenleri söyledi, bakanlıktan da vekillikten de istifa etti.
Keşke çok daha önce yapsaydı diyeceğim geliyor ama; buna da şükür.
İyi de Bayraktar'la Ayasofya'nın ne ilgisi var be! dediğinizden eminim. Son açıklamasına kadar Bayraktar da Ayasofya'nın cami yapılmasına alkış tutan Trabzonlular gibi Trabzonlu olmanın ayrıcalık olduğunu bilemeyenlerden biriydi. Bu yüzden yıllardır bir zır cahilin talimatlarıyla iş yaptı.
Trabzonlu bir bürokrat olan Bayraktar'ın talimat almaya böylesine yatkın oluşuna hayret ediyordum.
Trabzonlu olmanın bir ayrıcalık olduğunun ayırtında olanların temel özelliği "talimat vermeyi sevmemeleri, almayı hiç sevmemeleridir".
Bayraktar nihayet Trabzonlu olduğunu hatırladı. Bir Trabzonlu'ya yakışacak biçimde söylemesi gerekenleri söyledi, bakanlıktan da vekillikten de istifa etti.
Keşke çok daha önce yapsaydı diyeceğim geliyor ama; buna da şükür.
20 Aralık 2013 Cuma
KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMAYIZ
R.T.ERDOĞAN
-Evrimi yanlış buluyorsanız
-Yaratılışa inanıyorsanız
-Başınızı açmazsanız
-Başınızı örterseniz
-Kadın erkek bir arada olmazsanız
-Kadın erkek ayrı ayrı yerlerde olursanız
-Alkol almıyorsanız
-Alkol alıyor ama akp'ye oy veriyorsanız
-Diz üstü etek giymiyorsanız
-Tüm eteklerinizin boyu diz altıysa
-Tayt giymiyorsanız
-Tayt giyip üzerini uzun bir pardösü ile örtüyorsanız
-Erkeklerle aynı plajda denize girmiyorsanız
-Kadınlar plajında denize giriyorsanız
-Gezi parkına gidenler teröristtir diyorsanız
-Gezi eylemlerine katılmıyorsanız
-Oruç tutmuyor ama tuttuğunuzu söylüyorsanız
-Oruç tutuyorsanız
-Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır diyorsanız
-Bir şeyhin dizi dibinde yeriniz varsa
-"Her yer Taksim, her yer direniş" demiyorsanız
-Evde tuttuğumuz yüzde elliden biriyseniz
-"Erdoğan dünya lideridir" diyorsanız
-"Erdoğan dünya lideridir" demeyenlere kızıyorsanız
-"Demokrasi teokrasiye giden yoldur" diyorsanız
Sizin de yaşam tarzınıza karışmayız.
-Evrimi yanlış buluyorsanız
-Yaratılışa inanıyorsanız
-Başınızı açmazsanız
-Başınızı örterseniz
-Kadın erkek bir arada olmazsanız
-Kadın erkek ayrı ayrı yerlerde olursanız
-Alkol almıyorsanız
-Alkol alıyor ama akp'ye oy veriyorsanız
-Diz üstü etek giymiyorsanız
-Tüm eteklerinizin boyu diz altıysa
-Tayt giymiyorsanız
-Tayt giyip üzerini uzun bir pardösü ile örtüyorsanız
-Erkeklerle aynı plajda denize girmiyorsanız
-Kadınlar plajında denize giriyorsanız
-Gezi parkına gidenler teröristtir diyorsanız
-Gezi eylemlerine katılmıyorsanız
-Oruç tutmuyor ama tuttuğunuzu söylüyorsanız
-Oruç tutuyorsanız
-Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır diyorsanız
-Bir şeyhin dizi dibinde yeriniz varsa
-"Her yer Taksim, her yer direniş" demiyorsanız
-Evde tuttuğumuz yüzde elliden biriyseniz
-"Erdoğan dünya lideridir" diyorsanız
-"Erdoğan dünya lideridir" demeyenlere kızıyorsanız
-"Demokrasi teokrasiye giden yoldur" diyorsanız
Sizin de yaşam tarzınıza karışmayız.
14 Eylül 2013 Cumartesi
DEMOKRATİK LAİK CUMHURİYETE ELVEDA.
2008 Yılında yazılmış yazı.
Zaman tam da Requiem zamanıdır...
Zaman tam da Requiem zamanıdır...
Mozart mı Webber mi?
Demokratik Laik Cumhuriyetimizin cenazesini kaldırmamız gerekiyor...
Cumhuriyetimizi dualarla yıkanlar, dualarla uğurlanmasına izin vermezler...
Cenaze marşımızı seçmeliyiz...
Lorin Maazel yönetiminde Sarah Brightman ile Placido Domingo ağır bastı...
Webber’i seçtim.
22 Mayıs 2013 Çarşamba
TÜRK SÖZCÜĞÜ KİME BATIYOR?
Uygarlık ve İnsanlık tarihi M.Ö. 600.000 yıllarına kadar götürülmektedir. M.Ö. 600.000 ile M.Ö. 3.000 yılları arasındaki yaşama dair elimizde pek fazla kanıt olmamakla birlikte, mağaralara çizilmiş bazı resimler, hayvanın yapamayacağı el aletleri örnekleri ile yerleşim birimlerinden yola çıkılmaktadır uygarlık tanımlaması yapılırken. M.Ö.3.000'den bu yana yaşayan uygarlıklar yazılı eser bıraktıkları için onlar hakkında daha net bilgilere sahibiz.
17 Mart 2013 Pazar
ŞERİAT KAYGISI YERSİZ Mİ?-2
THY dış hatlar terminalinde bira içen bir yolcuyla "senin içtiğin içkinin günahı bize yazılıyor" gerekçesiyle tartışan umre adayları arasında çıkan arbedeye müdahale eden polis; kimliğini kontrol ettikten sonra bira içen yolcuyu, "hem Müslümansın hem de umre adaylarının olduğu yerde bira içiyorsun" diyerek fırçalıyorsa...
20 Şubat 2013 Çarşamba
MUDRA SÖZLÜĞÜ
Not: Mudra Sözlüğü henüz tamamlanmamıştır. Yeni sözcükler ekleneceği gibi bazı kelimelerin yazılışlarında ufak değişiklikler olabilir; bu nedenle meraklıların sürekli izlemesinde yarar vardır. Alıntı yapılacaksa bu bloga link verilmesini rica ederim. Atma Türküler olabildiğince bizim köyün şivesiyle yazılmıştır.
Aba. Abla
Abril. Nisan ayı.
Gece sert ruzgâr esdi
Yıkildi yığınımız
Abril ayından sora
Olacak düğunumuz.
Abula. Abla.
Aca. Acaba.
Afgun.
Afgur. 'Seni dinlemiyorum, boşuna konuş da dur' anlamında söz.
Seni dinlemeyirım
Poşina konuşta tur
Saadi ayarladım
Çalana kadar afgur
Afgurmak. Köpek havlaması. Birinin yüzüne karşı saygısızca bağırıp çağırmak.
Ahır altinda sebed
Çıkdi dibi oldi bed
Penım bi köbeğım var
Afgurur nöbed nöbed.
Agidmek. Bir nesneyi bir yerden bir başka yere taşımak. Bir yere gidecek birisine yol göstermek veya olası tehlikelere karşı korumak amacıyla eşlik etmek.
Aba. Abla
Abril. Nisan ayı.
Gece sert ruzgâr esdi
Yıkildi yığınımız
Abril ayından sora
Olacak düğunumuz.
Abula. Abla.
Aca. Acaba.
Afgun.
Afgur. 'Seni dinlemiyorum, boşuna konuş da dur' anlamında söz.
Seni dinlemeyirım
Poşina konuşta tur
Saadi ayarladım
Çalana kadar afgur
Afgurmak. Köpek havlaması. Birinin yüzüne karşı saygısızca bağırıp çağırmak.
Ahır altinda sebed
Çıkdi dibi oldi bed
Penım bi köbeğım var
Afgurur nöbed nöbed.
Agidmek. Bir nesneyi bir yerden bir başka yere taşımak. Bir yere gidecek birisine yol göstermek veya olası tehlikelere karşı korumak amacıyla eşlik etmek.
11 Şubat 2013 Pazartesi
ŞERİAT KAYGISI YERSİZ Mİ? -1
Şeriat kaygısı yersiz mi?
Yersiz!
Yersiz çünkü: "dikilmiş söğütün davası olmaz (?)."
Yersiz!
Yersiz çünkü: "dikilmiş söğütün davası olmaz (?)."
24 Ocak 2013 Perşembe
MÜSLÜMAN DEMOKRAT-1
2004 yılında yazılmış bir yazı.
Bir Müslümanın demokrat
olamayacağını biliyordum ama “Biz kimsenin yaşam tarzına karışmayız.”
mealindeki konuşmayı duyduğumda ; “Eyvah yandık.” dedim kendime. Müslümanın demokrat olamamasından daha
kötüsü “Demokrat olabileceğini,”
sanmasıdır. Her Müslüman, toplum mühendisidir, Müslümanlığı toplum mühendisliği olarak görür ve yaşamı biçimlendirmeye kalkar.
23 Ocak 2013 Çarşamba
ERDOĞAN ve GÜL DEĞİŞEBİLİRLER Mİ? DEĞİŞTİLER Mİ?
2007 yılı Genel Seçimler öncesi yazılmış bir yazı.
New York Times editörlerinden Bill KELLER aradı, cancağızım, sana güveniyoruz, bize uyduruk bilgi göndermezsin, ne olur! şu “ılımlı islam”; “Erdoğan ve Gül” hakkında bilgi eksiğimizi gideriver dedi. Onlara, alıştıra alıştıra uygulamaya koydukları bir sistem var desem, profesörlerin türbana saygı duyacakları günlerin yaklaştığını söylesem, eminim hiç bir şey anlamayacaklardır. En iyisi, bizim gazetelerin köşe yazarlarına sorayım, aldığım yanıtları aktarayım, onlar meslektaş olarak birbirlerinin lisanından daha iyi anlarlar diyerek gazeteleri dolaşmaya başladım.
İSTEMEME ÖZGÜRLÜĞÜ
Yetmişli yıllardı... Sokaklar, lastik çizme üstüne kürk manto
giyen kadınlarla doluydu. Gördükçe sinirlenirdim. Neymiş efendim! Moda. Gri
pantalonumun altına güç bela bulabildiğim bordo renkli ayakkabılarıma uyacak
bordo çorap bulacağım diye yırtınırken, müteahhit hemşerimin, bulunduğum
mağazaya gelip, renkleriyle ilgilenmeksizin avuçlayabildiği kadar çorabı almasına da çok şaşırırdım.
27 Kasım 2012 Salı
AZDEYİŞLER
*Dinin iyi yaptığı kötü bir insan hiç yoktur ama kötü yaptığı yığınla iyi insan vardır.
*Çağdaş insan, "entelektüel valizi dolu, sabıka dosyası boş" olandır.
*Spor sağlığa zararlıdır.
*Çağdaş insan, "entelektüel valizi dolu, sabıka dosyası boş" olandır.
*Spor sağlığa zararlıdır.
*Ihlamur delikanlıyı bozar.
*Tuz, damak tadınızın hoşlandığı ölçüde kullanılabilir.
19 Ağustos 2012 Pazar
TEYZE ÇOCUKLARI
Osmanlı Şehzadesi Savcı Çelebi ile Bizans Prensi Andronikos.
Sene 1373. Neredeyse “şehir devleti” olarak adlandırılabilecek kadar küçülmüş Roma İmparatorluğu (Bizans), Osmanlı Devleti'nin vassalı (Bağımlı, korunmaya muhtaç.) haline gelmiştir. Vassal efendisine bağlıdır. Efendi gel der gelir, git der gider.
Tarih boyunca sayısız vassal efendi
ilişkisi olmuştur amma hikayemize konu olanı kadar ilginci eminim
olmamıştır. Zira vassal, II.Roma İmparatoru (Bizans) 5.İoannes, efendi ise III.Roma Sultanı (Osmanlı) I.Murat'tır.
26 Haziran 2012 Salı
TEODORA
Bizans halkının maviler ve yeşiller olarak ikiye ayrıldığı
dönemdi. M.S 500 yılında doğdu. Çok küçük
yaşta sahneye çıktı Kısa bir süre sonra vücudunu satarak yaşamını sürdürmeye
başladı. 524 yılında meslektaşı Makedonia ile karşılaştı. Aslında imparator
yanlısı mavilerin casusu olan Makedonia Teodora’yı imparator ile tanıştırdı.
Teodora’yı gören imparator kelimenin tam anlamıyla çarpıldı ve hemen sarayına
aldı.
Bizans’ın Gizli Tarihi’ni yazan Prokopios aynı fikirde olmasa
da İmparatorla evlendikten sonra Teodora’nın kocasına sadık kaldığı kabul
edilir.
GEORGIOS MANIKES-KÂMRAN İNAN
Georgios Maniakes
Bizans Ordusu’nda Başkomutanlığa kadar yükselen Türk asıllı askerlerden
biriydi.
Maniakes, Arap’ların Anadolu’ya ilerleyişini durdurdu, Urfa’nın Bizans topraklarına katılmasını sağladı. Arkasından Bizans topraklarına doğudan saldırılar düzenleyen Türkmenler üzerine gönderildi, bu görevi de hakkıyla yerine getirdi. Son olarak Sicilya’yı Araplardan geri almak üzere İtalya’ya gönderildi.
Maniakes, Arap’ların Anadolu’ya ilerleyişini durdurdu, Urfa’nın Bizans topraklarına katılmasını sağladı. Arkasından Bizans topraklarına doğudan saldırılar düzenleyen Türkmenler üzerine gönderildi, bu görevi de hakkıyla yerine getirdi. Son olarak Sicilya’yı Araplardan geri almak üzere İtalya’ya gönderildi.
12 Nisan 2012 Perşembe
28 ŞUBAT Ve ŞERİAT
28 Şubat sorgulaması başladı. Ortak kanı, "şeriat tehlikesi yoktu ama durumdan vazife çıkaran askerlerin hiçbir kusuru olmayan hükümeti devirdikleri yönündedir. Mollaların Başbakanlıktaki yemeğe çağrılması, ortalıkta tuhaf kılıklı insanların cirit atması olağan şeylerdir; İslami yönetim gelecek ancak kanlı mı kansız mı olacak henüz belli değil; Profesörler türbanlı öğrencilerin karşısında saygı duruşunda bulunacaklar türünden konuşmalar şeriat tehlikesine işaret etmemektedir. Laiklere şeriat enjekte edeceğiz, Türkiye yıkılacak beyler diyenler ifade özgürlüklerini kullanıyorlardı. Türkiye İran mıdır ki şeriat gelsin". Bu korku boşuna ve yersiz şeklindedir.
13 Şubat 2010 Cumartesi
OTUZÜÇ KURŞUN
MUSTAFA MUĞLALI VE OTUZÜÇ KURŞUN OLAYI.
Ahmet Arif'in
.../
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
/...
Ahmet Arif'in
.../
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
/...
24 Ocak 2010 Pazar
"ŞEFLER ARSINDA TANRI" FATİH TERİM(?).
Çek maçını izliyordum tek başıma...
Birinci, ikinci, hele hele üçüncü golümüzden sonra...
Komşu dairelerden ve sokaktan taşan çığlıklar üzerine...
Birinci, ikinci, hele hele üçüncü golümüzden sonra...
Komşu dairelerden ve sokaktan taşan çığlıklar üzerine...
15 Ocak 2010 Cuma
NURAY CANAN BEZİRGAN HAKLI!
“Ruhi Su/ Seferberlik Türküleri –Yunus Emre” CD’sini dinliyordum...
Sıra ‘Behey kardeş hakkı bulam mı dersin’ türküsüne geldiğinde...
Ve Ruhi Su "bismillahirrahmanirrahim" demeye başladığında...
Nuray Canan Bezirgan’a hak verdim...
Sıra ‘Behey kardeş hakkı bulam mı dersin’ türküsüne geldiğinde...
Ve Ruhi Su "bismillahirrahmanirrahim" demeye başladığında...
Nuray Canan Bezirgan’a hak verdim...
UYANIKLAR(!).
Laikliğin teminatıyız diyorlar..
Kamu düzenini sağlamakta “ulema’ya “ yetki verilmesini istiyorlar.
Kimsenin yaşam tarzına karışmayız diyorlar..
İlk icraat olarak içkiyi yasaklıyorlar.
Türkiye Malezya olmaz diyorlar...
Kamu düzenini sağlamakta “ulema’ya “ yetki verilmesini istiyorlar.
Kimsenin yaşam tarzına karışmayız diyorlar..
İlk icraat olarak içkiyi yasaklıyorlar.
Türkiye Malezya olmaz diyorlar...
ATE, ATEİST, ATEİZM
Yazabileceğim pek çok konu var ama kafamı bir türlü toparlayamıyorum.
Okuduğum her yazı, duyduğum her konuşma beni allak bullak ediyor.
Kendime getirir umuduyla CD çalara Neyzen tevfik/ “Hiç”in “Azab-ı Mukaddes”i koydum...
Tanrısal tınılı, buğulu sese ve Neyzen’e gönlümü açtım...
Okuduğum her yazı, duyduğum her konuşma beni allak bullak ediyor.
Kendime getirir umuduyla CD çalara Neyzen tevfik/ “Hiç”in “Azab-ı Mukaddes”i koydum...
Tanrısal tınılı, buğulu sese ve Neyzen’e gönlümü açtım...
8 Ocak 2010 Cuma
AYDINLAR (!) VE ŞEHİTLER.
Ülkücü kesimin kullandığı bir slogan vardı.
Tanrı Türk’ü korusun!
Slogan Değişti.
Tanrı Türk’ü sadece Türk aydınlarından(!) korusun yeter! Kalanını millet halleder.
Tüm kabahat medya patronlarında!
Gazeteciyi her gün yazı yazmak ya da tv programı yapmak zorunda bırakırsan olacağı budur.
Bu işi yapabilecek birikime sahip taş çatlasın 10 kişi varken yüzlerce “gazete köşesi” ve “tv program saati” doldurulmayı bekliyor. Zorla güzellik olmuyor.
Zorlayınca:
Tanrı Türk’ü korusun!
Slogan Değişti.
Tanrı Türk’ü sadece Türk aydınlarından(!) korusun yeter! Kalanını millet halleder.
Tüm kabahat medya patronlarında!
Gazeteciyi her gün yazı yazmak ya da tv programı yapmak zorunda bırakırsan olacağı budur.
Bu işi yapabilecek birikime sahip taş çatlasın 10 kişi varken yüzlerce “gazete köşesi” ve “tv program saati” doldurulmayı bekliyor. Zorla güzellik olmuyor.
Zorlayınca:
KAMİ KARACA, MÜNİR NURETTİN SELÇUK VE SALAT-I ÜMMİYYE.
Salat-ı Ümmiyye’yi her dinleyişimde...
Daima merak etmişimdir...
Hangisi daha mükemmel yorumluyor? ...
“Teknik bakımdan bu kadar geniş nefesli bir başka sanatçıya çok az rastlanır. Bir nefeste bu kadar uzun söyleyebilen bir ses işitmemiştim. Tam nefes alacağını sanıyorum, yine devam ediyor¹..” denilen Münir Nurettin Selçuk mu?
Yoksa “Çok çok iyi akort edilmiş bir sazdır ; sanki gırtlağında diyapazon var²” olduğu söylenen Kâni Karaca mı?
Kulağıma güvenemem....
Kararı gönlüme bırakırım...
Daima merak etmişimdir...
Hangisi daha mükemmel yorumluyor? ...
“Teknik bakımdan bu kadar geniş nefesli bir başka sanatçıya çok az rastlanır. Bir nefeste bu kadar uzun söyleyebilen bir ses işitmemiştim. Tam nefes alacağını sanıyorum, yine devam ediyor¹..” denilen Münir Nurettin Selçuk mu?
Yoksa “Çok çok iyi akort edilmiş bir sazdır ; sanki gırtlağında diyapazon var²” olduğu söylenen Kâni Karaca mı?
Kulağıma güvenemem....
Kararı gönlüme bırakırım...
NECİP TÜRK İŞÇİLERİNE
Duyduk ki:
Taksim’e çıkacakmışsınız 1 Mayıs’ta
Devletle hükümet ilk kez bir olmuş...
‘Sopa’ göstermişler size.
Herkese açık Taksim...
İşçilere kapalı denmiş.
Taksim’e çıkacakmışsınız 1 Mayıs’ta
Devletle hükümet ilk kez bir olmuş...
‘Sopa’ göstermişler size.
Herkese açık Taksim...
İşçilere kapalı denmiş.
BRİÇ ANAYASASINA EK.
Briç denilen iskambil oyununun hesaplama gücüne dayandığı söylenir. Öte yandan en akıllı insanlar bile, satrancı saçma bulurlar da, bu oyundan, açıkça görülen ama nedeni pek bilinmeyen bir tat alırlar. En küçük bir kuşkum olmadan söylüyorum, çözümleme gücünü onun kadar çalıştıran başka hiçbir oyun yoktur. Yerzüzündeki en iyi satranç oyuncusu, satrancı en iyi oynayan kimsedir o kadar; briçte ustalık ise bir insanın kafasını kullanabildiğini, akılların çarpışacağı çok daha önemli işlerde de başarı sağlayabileceğini gösterir. Ustalık derken, elverişli yardımların geleceği bütün kaynakları bir anda kavrama gücüne sahip olan, örnek bir briç oyuncusunun olgunluğunu düşünüyorum. Bu kaynaklar hem pek çoktur, hem de pek çeşitlidir, üstelik düşüncenin öyle kuytu köşelerinde saklıdırlar ki, alelade kimselere, erişilmez, yanına varılmaz şeylermiş gibi görünürler.
5 Ocak 2010 Salı
BRİÇ ANAYASASI
Briç anayasasının ilk 20 maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
1-1. ve 4. sıradan açanın eli "adam gibi el" olmalıdır.
2-Doğru taraftan oynanabilmesi için sanzatu demeden önce bir kaç kez düşünülmelidir.
3-Bir düzeyindeki konuşmalarda (AQ, RV, Q10 gibi...) çatallara sahip eller gerekirse 4'lü kör/pik'i saklayarak sanzatu demelidir.
1-1. ve 4. sıradan açanın eli "adam gibi el" olmalıdır.
2-Doğru taraftan oynanabilmesi için sanzatu demeden önce bir kaç kez düşünülmelidir.
3-Bir düzeyindeki konuşmalarda (AQ, RV, Q10 gibi...) çatallara sahip eller gerekirse 4'lü kör/pik'i saklayarak sanzatu demelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)