17 Mart 2013 Pazar

ŞERİAT KAYGISI YERSİZ Mİ?-2

THY dış hatlar terminalinde bira içen bir yolcuyla "senin içtiğin içkinin günahı bize yazılıyor" gerekçesiyle tartışan umre adayları arasında çıkan arbedeye müdahale eden polis; kimliğini kontrol ettikten sonra bira içen yolcuyu, "hem Müslümansın hem de umre adaylarının olduğu yerde bira içiyorsun" diyerek  fırçalıyorsa...

20 Şubat 2013 Çarşamba

MUDRA SÖZLÜĞÜ

Not: Mudra Sözlüğü henüz tamamlanmamıştır. Yeni sözcükler ekleneceği gibi bazı kelimelerin yazılışlarında ufak değişiklikler olabilir; bu nedenle meraklıların sürekli izlemesinde yarar vardır. Alıntı yapılacaksa bu bloga link verilmesini rica ederim. Atma Türküler olabildiğince bizim köyün  şivesiyle yazılmıştır.

Aba. Abla

Abril. Nisan ayı.
Gece sert ruzgâr esdi
Yıkildi yığınımız
Abril ayından sora
Olacak düğunumuz.


Abula. Abla.

Aca. Acaba.

Afgun. 

Afgur. 'Seni dinlemiyorum, boşuna konuş da dur' anlamında söz.
Seni dinlemeyirım
Poşina konuşta tur
Saadi ayarladım
Çalana kadar afgur

Afgurmak. Köpek havlaması. Birinin yüzüne karşı saygısızca bağırıp çağırmak.
Ahır altinda sebed
Çıkdi dibi oldi bed
Penım bi köbeğım var
Afgurur nöbed nöbed.

Agidmek. Bir nesneyi bir yerden bir başka yere taşımak. Bir yere gidecek birisine yol göstermek veya olası tehlikelere karşı korumak amacıyla eşlik etmek.

11 Şubat 2013 Pazartesi

ŞERİAT KAYGISI YERSİZ Mİ? -1

Şeriat kaygısı yersiz mi?
Yersiz!
Yersiz çünkü: "dikilmiş söğütün davası olmaz (?)."


24 Ocak 2013 Perşembe

MÜSLÜMAN DEMOKRAT-1

2004 yılında yazılmış bir yazı.
Bir Müslümanın demokrat olamayacağını biliyordum ama “Biz kimsenin yaşam tarzına karışmayız.” mealindeki  konuşmayı duyduğumda ;  “Eyvah yandık.” dedim kendime.  Müslümanın demokrat olamamasından daha kötüsü  “Demokrat olabileceğini,” sanmasıdır. Her  Müslüman, toplum mühendisidir, Müslümanlığı toplum mühendisliği olarak görür ve yaşamı biçimlendirmeye kalkar.

23 Ocak 2013 Çarşamba

ERDOĞAN ve GÜL DEĞİŞEBİLİRLER Mİ? DEĞİŞTİLER Mİ?

2007 yılı Genel Seçimler öncesi yazılmış bir yazı.

New York Times editörlerinden Bill KELLER aradı, cancağızım, sana güveniyoruz, bize uyduruk bilgi göndermezsin, ne olur! şu “ılımlı islam”; “Erdoğan ve Gül” hakkında bilgi eksiğimizi gideriver dedi. Onlara, alıştıra alıştıra uygulamaya koydukları bir sistem var desem, profesörlerin türbana saygı duyacakları günlerin yaklaştığını söylesem, eminim hiç bir şey anlamayacaklardır. En iyisi, bizim gazetelerin köşe yazarlarına sorayım, aldığım yanıtları aktarayım, onlar meslektaş olarak birbirlerinin lisanından daha iyi anlarlar diyerek gazeteleri dolaşmaya başladım.

İSTEMEME ÖZGÜRLÜĞÜ


Yetmişli yıllardı... Sokaklar, lastik çizme üstüne kürk manto giyen kadınlarla doluydu. Gördükçe sinirlenirdim. Neymiş efendim! Moda. Gri pantalonumun altına güç bela bulabildiğim bordo renkli ayakkabılarıma uyacak bordo çorap bulacağım diye yırtınırken, müteahhit hemşerimin, bulunduğum mağazaya gelip, renkleriyle ilgilenmeksizin avuçlayabildiği kadar çorabı almasına da çok şaşırırdım.



27 Kasım 2012 Salı

AZDEYİŞLER


*Dinin iyi yaptığı kötü bir insan hiç yoktur ama kötü yaptığı yığınla iyi insan vardır.

*Çağdaş insan, "entelektüel valizi dolu, sabıka dosyası boş" olandır.

*Spor sağlığa zararlıdır.

*Ihlamur delikanlıyı bozar.

*Tuz,  damak tadınızın hoşlandığı ölçüde kullanılabilir.

19 Ağustos 2012 Pazar

TEYZE ÇOCUKLARI


Osmanlı Şehzadesi Savcı Çelebi ile Bizans Prensi Andronikos.

Sene 1373. Neredeyse “şehir devleti” olarak adlandırılabilecek kadar küçülmüş Roma İmparatorluğu (Bizans), Osmanlı Devleti'nin vassalı (Bağımlı, korunmaya muhtaç.) haline gelmiştir. Vassal efendisine bağlıdır. Efendi gel der gelir, git der gider.
Tarih boyunca sayısız vassal efendi ilişkisi olmuştur amma hikayemize konu olanı kadar ilginci eminim olmamıştır. Zira vassal, II.Roma İmparatoru (Bizans) 5.İoannes, efendi ise III.Roma Sultanı (Osmanlı) I.Murat'tır.

26 Haziran 2012 Salı

TEODORA

Bizans halkının maviler ve yeşiller olarak ikiye ayrıldığı dönemdi. M.S   500 yılında doğdu. Çok küçük yaşta sahneye çıktı Kısa bir süre sonra vücudunu satarak yaşamını sürdürmeye başladı. 524 yılında meslektaşı Makedonia ile karşılaştı. Aslında imparator yanlısı mavilerin casusu olan Makedonia Teodora’yı imparator ile tanıştırdı. Teodora’yı gören imparator kelimenin tam anlamıyla çarpıldı ve hemen sarayına aldı.
Bizans’ın Gizli Tarihi’ni yazan Prokopios aynı fikirde olmasa da İmparatorla evlendikten sonra Teodora’nın kocasına sadık kaldığı kabul edilir.

GEORGIOS MANIKES-KÂMRAN İNAN


Georgios Maniakes  Bizans Ordusu’nda Başkomutanlığa kadar yükselen Türk asıllı askerlerden biriydi.
Maniakes,  Arap’ların Anadolu’ya ilerleyişini durdurdu, Urfa’nın Bizans topraklarına katılmasını sağladı.  Arkasından Bizans topraklarına doğudan saldırılar düzenleyen Türkmenler üzerine gönderildi, bu görevi de hakkıyla yerine getirdi. Son olarak Sicilya’yı Araplardan geri almak üzere İtalya’ya gönderildi.

12 Nisan 2012 Perşembe

28 ŞUBAT Ve ŞERİAT


28 Şubat sorgulaması başladı. Ortak kanı, "şeriat tehlikesi yoktu ama durumdan vazife çıkaran askerlerin hiçbir kusuru olmayan hükümeti devirdikleri yönündedir. Mollaların Başbakanlıktaki yemeğe çağrılması, ortalıkta tuhaf kılıklı insanların cirit atması olağan şeylerdir; İslami yönetim gelecek ancak kanlı mı kansız mı olacak henüz belli değil; Profesörler türbanlı öğrencilerin karşısında saygı duruşunda bulunacaklar türünden konuşmalar şeriat tehlikesine işaret etmemektedir. Laiklere şeriat enjekte edeceğiz, Türkiye yıkılacak beyler diyenler ifade özgürlüklerini kullanıyorlardı. Türkiye İran mıdır ki şeriat gelsin". Bu korku boşuna ve yersiz şeklindedir.

13 Şubat 2010 Cumartesi

OTUZÜÇ KURŞUN

MUSTAFA MUĞLALI VE OTUZÜÇ KURŞUN OLAYI.
Ahmet Arif'in
.../
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
/...

24 Ocak 2010 Pazar

"ŞEFLER ARSINDA TANRI" FATİH TERİM(?).

Çek maçını izliyordum tek başıma...

Birinci, ikinci, hele hele üçüncü golümüzden sonra...

Komşu dairelerden ve sokaktan taşan çığlıklar üzerine...

15 Ocak 2010 Cuma

NURAY CANAN BEZİRGAN HAKLI!

“Ruhi Su/ Seferberlik Türküleri –Yunus Emre” CD’sini dinliyordum...

Sıra ‘Behey kardeş hakkı bulam mı dersin’ türküsüne geldiğinde...

Ve Ruhi Su "bismillahirrahmanirrahim" demeye başladığında...

Nuray Canan Bezirgan’a hak verdim...

UYANIKLAR(!).

Laikliğin teminatıyız diyorlar..

Kamu düzenini sağlamakta “ulema’ya “ yetki verilmesini istiyorlar.

Kimsenin yaşam tarzına karışmayız diyorlar..

İlk icraat olarak içkiyi yasaklıyorlar.

Türkiye Malezya olmaz diyorlar...

ATE, ATEİST, ATEİZM

Yazabileceğim pek çok konu var ama kafamı bir türlü toparlayamıyorum.

Okuduğum her yazı, duyduğum her konuşma beni allak bullak ediyor.

Kendime getirir umuduyla CD çalara Neyzen tevfik/ “Hiç”in “Azab-ı Mukaddes”i koydum...

Tanrısal tınılı, buğulu sese ve Neyzen’e gönlümü açtım...

8 Ocak 2010 Cuma

AYDINLAR (!) VE ŞEHİTLER.

Ülkücü kesimin kullandığı bir slogan vardı.

Tanrı Türk’ü korusun!

Slogan Değişti.

Tanrı Türk’ü sadece Türk aydınlarından(!) korusun yeter! Kalanını millet halleder.

Tüm kabahat medya patronlarında!

Gazeteciyi her gün yazı yazmak ya da tv programı yapmak zorunda bırakırsan olacağı budur.

Bu işi yapabilecek birikime sahip taş çatlasın 10 kişi varken yüzlerce “gazete köşesi” ve “tv program saati” doldurulmayı bekliyor. Zorla güzellik olmuyor.

Zorlayınca:

KAMİ KARACA, MÜNİR NURETTİN SELÇUK VE SALAT-I ÜMMİYYE.

Salat-ı Ümmiyye’yi her dinleyişimde...

Daima merak etmişimdir...

Hangisi daha mükemmel yorumluyor? ...

“Teknik bakımdan bu kadar geniş nefesli bir başka sanatçıya çok az rastlanır. Bir nefeste bu kadar uzun söyleyebilen bir ses işitmemiştim. Tam nefes alacağını sanıyorum, yine devam ediyor¹..” denilen Münir Nurettin Selçuk mu?

Yoksa “Çok çok iyi akort edilmiş bir sazdır ; sanki gırtlağında diyapazon var²” olduğu söylenen Kâni Karaca mı?

Kulağıma güvenemem....

Kararı gönlüme bırakırım...

NECİP TÜRK İŞÇİLERİNE

Duyduk ki:

Taksim’e çıkacakmışsınız 1 Mayıs’ta

Devletle hükümet ilk kez bir olmuş...

‘Sopa’ göstermişler size.

Herkese açık Taksim...

İşçilere kapalı denmiş.

BRİÇ ANAYASASINA EK.

Briç denilen iskambil oyununun hesaplama gücüne dayandığı söylenir. Öte yandan en akıllı insanlar bile, satrancı saçma bulurlar da, bu oyundan, açıkça görülen ama nedeni pek bilinmeyen bir tat alırlar. En küçük bir kuşkum olmadan söylüyorum, çözümleme gücünü onun kadar çalıştıran başka hiçbir oyun yoktur. Yerzüzündeki en iyi satranç oyuncusu, satrancı en iyi oynayan kimsedir o kadar; briçte ustalık ise bir insanın kafasını kullanabildiğini, akılların çarpışacağı çok daha önemli işlerde de başarı sağlayabileceğini gösterir. Ustalık derken, elverişli yardımların geleceği bütün kaynakları bir anda kavrama gücüne sahip olan, örnek bir briç oyuncusunun olgunluğunu düşünüyorum. Bu kaynaklar hem pek çoktur, hem de pek çeşitlidir, üstelik düşüncenin öyle kuytu köşelerinde saklıdırlar ki, alelade kimselere, erişilmez, yanına varılmaz şeylermiş gibi görünürler.

5 Ocak 2010 Salı

BRİÇ ANAYASASI

Briç anayasasının ilk 20 maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

1-1. ve 4. sıradan açanın eli "adam gibi el" olmalıdır.

2-Doğru taraftan oynanabilmesi için sanzatu demeden önce bir kaç kez düşünülmelidir.

3-Bir düzeyindeki konuşmalarda (AQ, RV, Q10 gibi...) çatallara sahip eller gerekirse 4'lü kör/pik'i saklayarak sanzatu demelidir.