23 Ocak 2013 Çarşamba

İSTEMEME ÖZGÜRLÜĞÜ


Yetmişli yıllardı... Sokaklar, lastik çizme üstüne kürk manto giyen kadınlarla doluydu. Gördükçe sinirlenirdim. Neymiş efendim! Moda. Gri pantalonumun altına güç bela bulabildiğim bordo renkli ayakkabılarıma uyacak bordo çorap bulacağım diye yırtınırken, müteahhit hemşerimin, bulunduğum mağazaya gelip, renkleriyle ilgilenmeksizin avuçlayabildiği kadar çorabı alıp, kasaya yönelmesine de çok şaşırırdım.





Günümüzde daha beterleriyle karşılaşıyorum ama artık şaşırmıyorum! Birisi takım elbise altına spor ayakkabı mı giymiş? Yeni eğilim bu. Dünyanın en zengin insanı öyle giyiniyor.


Parası bol adam balık lokantasına gidiyor. Baş köşeye oturtuyorlar. Lüfer ızgarayla konyak içmeye kalkıyor. Lüferle “rakı” iyi gider; diyemezsiniz!.

“Hanzostan’ın¹ en zengini böyle yapıyor da ondan”, der ve konyak içer.

İstanbul boğazında yalısı var. Karısına Hummer almış.

“İyi de; Hummer, Boğaz’ın eski dar sokaklarına sığmaz” .......

Sığmasın!

“Yalıya hummer değil tekne yakışır! Kıro işte! ......

Kıro mıro ama, para onda...

Herhangi bir tavırları dolayısıyla “kıro” olarak tanımlanmaktan “rahatsız olacak” insanlar, niçin Para’nın belirleyici rol üstlendiği kıroluğa, aldırmaz görünüyorlar?

Sahiplerini, böylesine pervasız ve pertavsız konuşturabilen, patavatsız kılan “para”nın gücü nedir?

Para nedir? Ne yapar?

Rahmetlik Sabancı: “Başarının Mükafatıdır” derdi.

Çetin Altan’a göre “Var olmanın değil ama varlıklı olmanın aracıdır”.

Sizi dünyanın en nüktedanı yapar.

En yakışıklısı oluverirsiniz... Değil mi ki? “Erkeğin güzelliği: Parasıdır”.

Berbat giyinseniz bile rüküşlüğünüzün farkına asla varamazsınız. Etrafınız; giyiminiz üzerine methiye düzenlerle doludur.

İstediğiniz zevksizliği satın alır; görgü kurallarını iplemezsiniz.

Sözünüze güvenilir.

Sözünüzde durmasanız dahi, birileri neden sözünüzü tutmadığınızı, yığınla haklı gerekçe ileri sürerek izah ederler.

Horatius, yüzbin Sesterce’si² olmayanın, insan yerine konulmamasını biraz ayıplamış olsa da, kanımca pek haklı değildir(!)

İşin en güzel yanı, bir süre sonra herkesten daha zeki, daha yakışıklı, daha nüktedan, en güzel giyinen; kısaca herşeyin en iyisini bilen, en iyisini yapan olduğunuza, kendiniz de inanırsınız.

Haksız da sayılmazsınız.

Para kazanmaktan vakit çalıp, La Bruyére’yi okumaya fırsat bulamamışsınızdır. Zaten O da: “Kasasında en çok tapu ve para biriktiren, kendini dünyanın en akıllı insanı olarak görür” diyerek, haklılığınızı 350 yıl önceden teslim etmiştir.

Ama yine de, yeniden sorayım...

Para nedir?

Bana göre ne olduğunu yukarıda yazdım ancak, bazılarına göre “İstememe özgürlüğü” sağlayan araçtır.

Çoğunluğun “Yapmakla-yapmamak” arasında tercih hakları yoktur. Yapabilecekleri sınırlıdır. Zorunlu olarak onu seçerler.

Kısaca; “istememe özgürlükleri” yoktur.

İstememe Özgürlüğü: Satın alabilme olanağınız varken, kendi rızanızla vazgeçmenizdir.

Vazgeçilenin büyüklüğü, hem paranızın boyutunu, hem de paraya egemen olduğunuzu gösterir.

Reddettiğiniz her büyüklük, “incelme yoluna” koyduğunuz, çok iyi işlenmiş bir “Doğal Taş’tır”.

Vazgeçilen bir sanat eseri ise “reddedilenin büyüklüğü” kuramı tersine işler.

Guernica’ya sahip olma olanağınız varken vazgeçerseniz, istememe özgürlüğünden değil, dangalaklıktan söz edilebilir.

Sanattan uzak yaşam; yaşanmasa da olur.

Bu yazıyı niye mi yazdım?

Karadeniz otoyolu uğruna, köyümün, kara taşlarla doldurulmuş sahilinde, sahile de, denize de, köyüme de yabancı, kapkara taşlardan kapkara birinin üzerinde oturmuş denize bakıyordum. Çocukluğumda, adına kovit dediğimiz iskorpitler, barbunyalar, tekirler ve palamut büyüklüğünde istavritler yerine, denizde gezinen ufak su yılanlarını, kapkara kayaları kaplayan yengeçleri görünce “Ancak son ağaç kesildikten, ancak son balık tutulduktan, ancak son ırmak kuruduktan sonra, parayı yemenin mümkün olmadığını anlayacaksın”³ özdeyişi aklımdan geçti de ondan.

¹.Hanzoların ülkesi. Aslı Hanzoistan’dır. Uyak nedeniyle harf düşmüştür.

².Horatius’un yaşadığı dönemde, Roma İmparatorlu’ğu para birimi

³.Amerikan yerlilerine atfedilen bir özdeyiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder