20 Şubat 2013 Çarşamba

MUDURA SÖZLÜĞÜ

Not: Mudura Sözlüğü henüz tamamlanmamıştır. Yeni sözcükler ekleneceği gibi bazı kelimelerin yazılışlarında ufak değişiklikler olabilir; bu nedenle meraklıların sürekli izlemesinde yarar vardır. Alıntı yapılacaksa bu bloga link verilmesini rica ederim.

Aba. Abla

Abril. Nisan ayı.
Gece sert ruzgâr esdi
Yıkildi yığınımız
Abril ayından sora
Olacak düğunumuz.

Afgun. 

Afgur. 'Seni dinlemiyorum, boşuna konuş da dur' anlamında söz.
Seni tinlemeyirım
Poşuna konuşda dur
Saadi ayarladım
Çalana kadar afgur

Afgurmak. Köpek havlaması. Birinin yüzüne karşı saygısızca bağırıp çağırmak.
Ahır altinda sebed
Çıkdi dibi oldi bed
Benım bi köbeğım var
Afgurur nöbed nöbed.

Agidmek. Bir nesneyi bir yerden bir başka yere taşımak. Bir yere gidecek birisine yol göstermek veya olası tehlikelere karşı korumak amacıyla eşlik etmek.

Ağuz. Yeni doğurmuş ineğin kesilmiş sütü. Toz şeker katılarak kahvaltıda tüketilir.
Yeni doğurdi siğır
Bu sabah yeduk ağuz
Yarim kitti askere
Kodi beni yalanuz.

Aldamak. Hile yapmak, kandırmak. Söz verip tutmamak.
Kiresun yali yali
Kayığımız poyali
Aldadıyısın peni
Seni kidi Vona'li

Aldirmak. Hedefe isabet ettirmek.

Alimedre. 6-10 metre uzunluğunda kamaralı, aynakıç tekne.

Altiyangiler. Denize ya da dereye doğru daha  aşağıda ama yakın olan evlerde yaşayanlar.
Kacayırım kocaya
Uyidi bizimkiler
Pencereden çıkarken
Gördi altiyangiler

Amokda. Yabani çilek.




















Amokdayı dobladım
Sevduğuma sakladım
Herkes horon deberken
Ben oni gucakladım.


Ander. Kahrolasıca, yok olasıca.
Ah tuman kara tuman 
Sardi tört yanımızi
Ander kalsın sevdaluk 
Yakacak çanımızi.

Ander: (Argo.) Erkek cinsel organı.
Bir atışmadan:
Hopalı-Yenmişim Samsunluyu/Ofli geldi tebeli
Oflu   -Sarildi anderuma /hamsi sandi Hobali.

Anderina. Kocayemiş.













Bayırda anderina
Yabraklari bir yana
Aman vermeyi bize 
Hağu bizım kaynana.

Angırmak. Eşek anırması.

Ankmak. Ölüye ya da çok uzun süredir görüşülmeyen bir tanıdığa dair konuşmak.


Anksırmak. Aksırmak.

Angona. Zehirsiz ufak bir yılan.












Arana. Örümcek.

Argo. Mısır tarlalarında kendiliğinden yetişen patatese benzeyen ancak bir tarafında yenmeyecek bir bölümü bulunan yer meyvesi. Haşlanarak ya da külün içine konularak pişirilir. Piştikten sonra yenmeyecek kısmı küçük bir darbeyle  koparılır ve patates gibi tüketilir. Patatesten daha lezzetlidir.
Padadisdan hoşlanmam
Argo severim argo
Mard gelenda delirır 
Hağu kuyruksuz margo.





















Arkagiler.  
Evin arka tarafına bakan  komşu evin halkı.

Arkuri. Verev. Çapraz. Yanlamasına.  Argo: Uyumsuz, ters.
Gel kitelım ormana
Kuri ormanlar kuri
Sakın bolaşma işe
Kez arkuri arkuri.

Aruk. Zayıf, sıska.
Eşkıyanın Cavat'i
Adini koyduk Maruk
Kara sevda yuzunden
Aruk kaldım ben aruk.


Aşaagiler.  Altiyangilerden daha da aşağıda olanlar.


Aşana. Aşhane. Eski evlerin girişinde bulunan büyükçe antre. Hem mutfak hem de oturma odası olarak kullanılır.
Kukku ne bağırırsın
Karşıki daşanada
Annesi vurdi oni
Ağlayi aşanada.

Aşir.

At yoli. Araba yolu.

Avat Tikeni. Mora adı verilen meyveleri çok lezzetli olan yabani bitki.  Meyve ağaçlarını özellikle kiraz ve inciri çocuklardan korumak amacıyla ağaçların gövdesine bolca sarılır ve ağaca çıkılması engellenir.



















Sevducuğum uzadi 
Yelgen sereni gibi
Sarilacağım oğa
Avat tikeni gibi.

Ayak Yoli. Hela.

Ayam. Hava, hava durumu.
Yedi ajansinda ben
Dinlerim hep ayami
Senin sevdiğin uşak 
Hağu pizım Kaya mi?

Ayidlama. Fide haline gelmiş ekinlerin toprağını havalandırma ve sık olanları ayıklama. Çapalama.
Ayidladım darlayi
Sıra geldi kazmaya
Çok sevdaluklar eddım
Allah günah yazmaya.

Ayın oyun. Sandığın, düşündüğün gibi değil. İşin içinde çok iş var. Az buz.
Sevelım birbirini
Senelerce durmadan
Alalım birbirini
Ayın oyun olmadan.

Ayna. Tek gözlü dürbün.
Aynali tüfeğımi
Kaldirdım dereceye
Gel kacalım sevduğum
Kalmayalım geceye.

Aynakıç. Arkası düz balıkçı teknesi.

.











Bacaroz. Sakar
Rüyama girdi penım
Goncolozun yirisi
Yıkdi bizim yığıni
Bacarozun birisi.

Balacı. Tayfaların başı

Barba. Karaya çekilmiş kayıkların devrilmemeleri için felenklerle kaburga arasına konulan ağaç destek. Genellikle dikdörtgen prizma veya dikyamuk prizma  şeklindedir.
Cekeceğum kayiğı
Hazirlayın barbayi
Sevdamla bakışmadan
Piçemedım darlayi.

Bayaşağa atmak. Gereksiz şeyleri daha yukarda olan yerlerden yamaca doğru atarak uzaklaştırmak.

Bedaliza. Kelebek.

Beki. Belki.
Ocak başı bileki
Var kıyısında eki
Allah allah diyelım
Çare buluruk beki.


Bel. Tarlaları  sürmeye yarayan el aleti. Toprağa rahat girebilmesi için çatal kısmı demirden; hafif olması için gövdesi ve gövde üzerindeki tutamağı ağaçtan yapılırdı. Şimdilerde tümü demirden yapılıyor.
Tarlada belleyenlerin ellerinde orijinaline uygun Bel'ler.



Belle bellemeleri
Koy davana belleri
Yar elbise bicdirmiş
Ben olsam düğmeleri

Bellemek. Bel kullanarak tarlayı ekilir hale getirmek.
Belleduk tarlalari
Koduk onlari tava
Muammet'in beşinden
Tuşdi yere Mustava.

Beşko. Odun sobası.






















Bet. Kötü, çirkin.
Vermedın bağa kızi
Ermedım muradıma
Çağırayım köbeğı
Siçsın bet suradına


Bibil.
Yabani ağaçların ve çalıların meyvesi. Bazıları yenir, çoğunluğu yenmez.

















Bile. Birlikte.
Bu köyün elmalari
Alır yere dallari
Dobla güzelım dobla
Bile yeruk onlari.

Bileki. İçerisinde mısır ekmeği pişirilen bazalttan oyulmuş pişirme kabı. Evin zemininde açılmış olan yer ocağının içerisinde durur. Etrafı külle doludur. Üzerine ateş yanar. Ekmek pişirileceği zaman içerisindeki közler dışarı çıkarılır, iyice temizlenir, mısır ekmeği hamuru ile doldurulur, üzerine bazalttan veya kalın saçtan yapılmış kapağı örtülür, ateş yanmaya devam eder. Üstte yemek pişerken altta ekmek pişer. Kapağı kapatılmadan önce hamurun üzerine lahana yaprağı konulduğu da olur.















Bizik. Evcil hayvanların, kümes hayvanlarının, büyük-küçük baş hayvanların anüsü. Şaka yollu küfürlerde erkekler arasında da kullanılır. Koyayım b...ine.

Bocurgat.

Boğalmak. Bunalmak

Boğda. Buğday.
Boğdalukdan yol olmaz
Benden derdli kul olmaz
Dedi hayde kitelım
Senden iyi yar olmaz.

Boğda labasi. El değirmenlerinde bulgur kalınlığında çekilmiş buğday pirinç pilavından biraz daha sulu olacak şekilde pişirilir. Yemek tabaklarına konulunca içerisine tereyağ atılıp karıştırılır ve yoğurtla beraber tüketilir.

Bokuç. Yarım yumruk büyüklüğünde çakıl taşları ile oynanan çocuk oyunu.

Bokyiyenın uşağı.

Bolaki. Ola ki. İnşallah. Umarım.
Yaylanın çümenine
Gel menine menine
Bolaki kocan elir
Ben gelırım yerine.

Bolanmak. Bolaşmak.

Bolaşmak. İstemeye istemeye ama bilinçli olarak bir işe başlamak, bulaşmak, karışmak. Balık ağlarının, halatların ve misinaların çözülemeyecek şekilde karışması.
Endum ifderiluğa
Bolaşdım deliluğa
Dedi bana kaynanam
Yakışdın kelinluğa.

Bolayke. Bolaki.

Boy Vermek. Derin denizde ayak kuma değerken iki eli yukarıda birleştirip derinlik ölçmek.

Buba/Boba. Baba.
Küçükden yedim oldım
Buba demedim buba
Ula senın peşine
Yoruldum koba koba.

Bülanar: 

Buldur. Geçen yıl.
Kara davuk ucayi
Kanadini acayi
Buldur sevdığım güzel
Bu yıl benden kacayi.

Buli buli. Tavukları çağırma nidası.
Davuklar buli buli
Hebisida kukulli
Niye varmadın bağa
Ben da Allah'ın kuli.

Buzak. Buzağı.
Aynali buzacuğum
Gel bağıra bağıra
Çok konuşma karşimda
Korum seni ahıra.

Cabalama. Hareket etme rahat dur anlamında emir kipi.

Cabar. Nazar etme yeteneği yüksek kadın.

Camiş. Çamış.

Çabula. Karadenize özgü el yapımı ayakkabı.
Ayağında çabula
Safa keldin abula
Sen kitta kızın kelsin
Adlayalım  kafula.

Çalbara. Dip kısmı daha dar ve kendine has kapak biçimi olan tencere.



















Çaplika: 

Çaynik. Çaydanlık. İçerisine az miktar çay atılarak demlenir.  Çaynıkta demlenen çayla bardak tamamen doldurulur. Ayrıca su eklenmez, yani demlik değildir.





















Çazi. Güvenilmez, her türlü dolap çevirmeye yatkın dedikoducu kadın.
Bahcesinde bazilar
Yabrağında yazilar
Kavuşamayacağuk
Var arada cazilar.


Çelik deynek oyini:

Çinluk. Çulluk.













Çiten. Selander.  Kışlık yiyecekleri  hayvanlardan, özellikle farelerden korumak amacıyla dört direk üzerine kurulmuş dörtgen depo.
















Soydilar misirlari
Doldurdular çiten'e
Mevlam sabirlar versın
Kizli sevda edene

Çivit. Meyve çekirdeği.

Çiya. Odun, kömür ateşinden fırlayan kıvılcım.

Çorlanmak: Sevilmeyen kişilerin, istenmeyen misafirlerin gönülsüzce sunulan yemekleri arsızca yemelerini betimleyen deyim.

Çömber. Üzeri işlemeli, desenli baş örtüsü.
Beyazli çömberıni
Bağla güzelım bağla
Aha ben gideyirım
Kemenceme bak ağla.

Çulu yemek: Yenilmek, kaybetmek.

Dadala. Yaprakları sıkılıp suyu çıban kökenli yaralara damlatıldığında hemen iyileştiren bitki.




















Daltaşak. Çırılçıplak kalmış erkek.

Davara. Karabasan görülmesine sebep olduğu sanılan hayali varlık. Davara derin uykudayken insanın üstüne çöker. Bir eliyle ağzını, diğer eliyle burnunu kapatır.Davaranın bir eli delik olduğu için insan delik elle kapatılan uzvundan nefes alır. Bir süre çırpındıktan sonra davaradan kurtulur.
Davara bindi oni
Titreddi kuyruğuni
O darafta sorarlar
Dünyada edduğuni.

Desinler. Gösteriş hastalığı.


Deyt. Köpek kovalama nidası.

Dibur.(Argo) Anüs, Makat.

Dikenli: Kovit balığı, iskorpit.

Donanma. Mermi atarak yürüyen konvoy.
Karadeniz deyiler
Nedır habu donanma
Oyle bir küne gelduk
Bobana da inanma

Düvermek: Üzerine abanıp itmek, itelemek,

Ediş edmek. Gürültü çıkarmak.

Edişmek. Birine bağırıp çağırmak, bozuk atmak, fırçalamak.

Ehya. Suni gübre.

Eksi. Ucu yanmış ağaç dalı parçası.










Ekşili. Palamut büyüklüğünde istavrit veya kefal balığı ile yapılan patatesli sebzeli yemek. Palamut büyüklüğünde istavrit mi olur dediğinizden eminim ama 1980'li yılların başına kadar Karadeniz istavritleri palamut boyundaydı.

Elının körü.

Trabzon deyince aklıma bir salkım kareymiş gelir.
Bahçeler dolusu zindan yeşili
İçin için kandil kandil ballanır
Kandiller içinde bir kandil yanar
Bir kız deli gibi koşmaya başlar
Yanaklarında amoftaların alı
Dudaklarında kareymişlerin moru
Göğsünde.... Elinin körü (B.R.Eyüboğlu)



Erme. İncir, kiraz, dut ağaçları  meyvelerin yenecek duruma gelmiş olması.

Ese. Sahi, hakikaten, gerçekten.

Evetlemek. Acele etmek.

Eza. Kibrit.
Çabulamın debesi
Benzeyi bi kugara
Ver bağa ezani da 
Yakayım bi zigara.

Faryap. Ateşin aniden alevlenmesi.

Felemit. Çeyiz sandıklarının içindeki küçük bölme. Eski camilerde ana giriş kapısının iç kısmında kapı pervazının hemen üstünde bulunan ve içine kuran konan dikdörtgen boşluk. Küçük niş.
















Felenk. Kayıkların denize indirilmesine veya karaya çekilmesine yarayan ortası kertilmiş ağaç yatak.












Feli. Kabak dilimi.
















Yarimi kördum onlan
Teli oldım pen teli
Barcalandi yureğım
Oldi pilduğun feli.

Feruk. Civcivlikten çıkmış tavuk. Argo: 15 yaş dolaylarında genç kız.
Acılın geri geri
Yabalım horan yeri
Kelsin kirsin koluma
Ayşe'nın ferukleri.

Ferzul.

Filiga.

Filiya. Fındıklıklardan ve ormanlardan çalı süpürgesi ile toplanıp ahırların zeminine yayılan  kuru yaprak çayır karışımı. Sığırların toprakla ya da betonla temasını keser, soğuktan korur.
Ahıra ser filiya
Pişir evde huliya
Kacıracağım seni
Bazartesi saliya.

Foduk Oyini. Kumda karşılıklı iki oyuncunun önünde avuç büyüklüğünde ve derinliğinde üçer adet adına hane denilen çukur açılır. Her çukura mile büyüklüğünde altışar çakıl taşı konur. Oyunculardan biri sağdan sola olmak üzere hanelerdeki taşlarla oyuna başlar. başladığı haneyi takip eden hanelere birer taş bırakarak bitene kadar devam eder. Son taşı koyduğu hanedeki taş sayısı çift ise o hanedeki bütün taşları alır.Oyunculardan birinin taşları bitince oyun da biter. Oyun şeklini kavrayınca ilk başlayan oyuncu her zaman kazanır.

Fol.  Kuş yuvası.Tavukların yumurtladıkları yer. Kümeste olabileceği gibi kümes dışında, tavuk tarafından seçilen bir yer de olabilir. Genellikle zemininde kuru çayır yaprak karışımı vardır.
Rüzgar esdi tağıddi
Davukların folini
Yar bana unuddurdun
Bizım evın yolini.

Fol. Vakfıkebir'in eski adı.
Ayağımda çabula
Fol'a giderim Fol'a
Sen kitta kızın gelsın
Adlayalım kafula.

Fosuk. Yılan, porsuk gibi hayvanların yer altına açtıkları tünel şekline yuva.

Furun.Kuzine. Sol tarafındaki kapağın gerisinde odun yanar. Üstünde yemek pişirilir ya da çay demlenir. Sağ tarafındaki daha büyük kapak arkasındaki boşlukta ateşe temas etmeden argo, patates, kestane ve çoğunlukla mısır ekmeği pişirilir. Pişirmenin yanında bulunduğu ortamı ısıtmakta da kullanılır.




Fuska. Yenilebilecek irilikte ama içi henüz tam olgunlaşmamış  incir. Argo: Kadın, özellikle genç kız cinsel organı.

Galandar.

Galop. Madis çubuğu. Ağ gözü genişliğine göre çapı değişir.



Gargalak. Dalgaların sahile bıraktığı ufak dallar. Odun sobalarında yakacak olarak kullanılır.
Deniz tişari addi
Tobla gargalaklari
Beşko hazir bekleyi
Gel yakalım onlari.





Gaygana. 
Tarladan aldım bazi
Yabacağum gaygana
Senın zalım anandan 
Olmaz olsun gaynana

Garganak. Su değirmenlerinde tanelerin değirmen taşındaki oyuğa dökülmesini sağlayan tahta. Değirmen taşıyla teması kesilirse  taneler dökülmez.
Keç kittim döğormene
Nebeti lamadım
Garganağın sesinden
Uyku uyuyamadım.


















Gaybana. Mendebur. Lanet olasıca. Sevimsiz.
Ağır ağır yüklerden
Arkam çurıdi derden
Ölsem de kurtulamam
Gaybana sidemlerden.

Garlankuş. Kırlangıç
Garlankuşi vurdilar
Bi avuç kani içın
Ver ağzıma memeni
Bobanın cani içın.


Gayde. Makam . Ritim. Ezgi.
Ben kemence çalamam
Her gaydeden anlamam
Eller ne dersa desın
Ben yarımdan olamam.

Gavraş. Köpeklerin birbirleriyle dalaşması.

Gavraşmak. Dalaşmak (Köpekler için.).

  
Germager. Ağzına kadar dolmuş.neredeyse patlayacak kadar dolu.

Gıcili

Gocareyis. Balıkçı teknesine tayfa bulan kimse.

Gomsilamak. İspiyon etmek.

Goncoloz. Çocukları korkutmaya yarayan hayali varlık. Biçimi üzerine yapılmış bir tanım yoktur. Söylencelere göre zemherinin ilk 10 gününde mahalle aralarında ıssız sokaklarda dolaşır, karşısına çıkanlara kimsin? nereden geliyorsun? nereye gidiyorsun? sorularını sorar. Bu sorulara içerisinde "kara" sözcüğü geçen isimlerle yanıt verenlere dokunmaz, veremeyenlerin kafasına arkasında sakladığı yün tarağını saplar. Bu yüzden goncolozun sokakta olduğu günlerde evlerdeki yün tarakları kilit altına alınır, zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaz, ıssız sokaklara girilmez.

Gorzit. Odun, kütük.

Goşa:

Goyermek. Serbest bırakmak. Saldırmak. Vurmak. Pes edip bırakmak.
Ayvalar çiçek açti
Yunan goyerdi kaçti
Yunanın bahçesinde
Osmanli çadır açti.

Gömre. İnek dışkısı. Gübre olarak kullanılır.

Göreslemek. Özlemek. Göreceği gelmek.
Sökül saclarım sökül
Sökül önüme tökül
Göresledım yarımi
Dağlar aramdan çekil.

Gudi gudi. Köpek çağırma nidası.

Guduk. Kanatlı hayvanların gagası. Francala ekmeğin iki ucu.

Gudumsuz. İnsanın şansını azaltan, uğursuz, kademsiz.

Gugul. El yapımı başlık.
Davuklar guli guli
Ben almam boyle duli
Ben alırsam alırım
Memeleri gugulli.

Habu. Bu. İşte bu!
Habu paşlık parasi
Oldi yürek yarasi
Oni icad edenler
Olsunlar yüz karasi

Habule. Ha böyle. Böyle.
Habule yana yana
Tuşdum yar olmayana
Arar seni gözlerım
Ne yanasın ne yana?

Habura. Bura.Bulunduğumuz yer.
Haburasi neresi
Galanima deresi
İsdedım da vermedi
Yesın oni nenesi.

Haçan. Bir işin bir olayın meydana geldiği zamanı betimleyen nidaMadem. Eğer. Madem ki. Öyleyse.
Haçan eberdım seni
Erukluğun düzinde
Dişleme derdın bağa
Yara olur yuzumde.


Hağu. O. İşte o.
Ay vurur ağaçlara
Gölge olur daşlara
Duşubda elecesın
Yazık hağu saclara.


Hağule. Ha öyle. Öyle..
Şişe galayli şişe
Asdım oni kirişe
Bakın durun hağule 
Koşmayın oni işe.

Hamsalak. Zararsız  az akıllı.


Hark. Ark. Değirmene su taşıyan üstü açık toprak oluk.
Suyu bağladım harka
Gelıyi aka aka
Sen türkü bilmeyisın
Yiyesın ölmüş saka.

Hamsikuşi. Tuzlu kılçıksız hamsi elle parçalandıktan sonra, kuru soğan, yeşil soğan, maydanoz , pırasa, mısır unu iyice karıştırıldıktan sonra köfte biçiminde kızgın zeytinyağında pişirilir. İstenirse pişirme süresinin sonuna doğru üzerine yumurta kırılabilir.
















Harman Horozi. Bir kuş türü.














İsdemem dedın bağa
Şaşırdım ben Yoroz'i
Senın sevdığım uşak
Olsun harman horozi.

Has sarayi. Çok eğlenceli oluyor.

Haşefter:

Haşi. Yastık yorgan kılıfı, çarşaf, örtü gibi leğende yıkanamayacak büyüklükteki eşyaların derede yıkanmasına verilen ad. Eşyalar  haşi sepetiyle taşınır, haşi tokmağı ile yıkanır; deterjan olarak kül kullanılır.
Hurt Hayri deresinin
Kaşi yüksektir kaşi
Habu çamaşırlari
Temizler küllü haşi.

Hanagar.

Haşli. Çok sıcak

Hayin. Mecaz, kusursuza yakın mükemmellikte ... Ne hayin oynayi, ne hayin vurdi oni.

Hedik. Kar ayakkabısı.









Hers. Hırs

Hışır. Eski püskü. Ele gelir yanı yok. Mecaz: Çok yorulmak. hareket edemeyecek durumda olmak.


Hışıri çıkmak. Perişan olmak, parçalanmak.

Hışırini çıkarmak. Öldüresiye dövmek. Perişan etmek.

Hodal. Yabani güvercin türü Çulluk avına çıkıldığı gibi Hodal avına çıkılır. Eti yenir.
















Horaman. Mısır saplarının kurutulmak üzere kızılderili çadırı şeklinde yığılmış hali.




















Hov. Arzu. İstek. Libido.
Gece girdi yadağa
Başladi ellemeye
Halime'yi hov tutti
Uşak dalar memeye.

Huhurek. Baykuş.

Huli.  Kara lahana gövdesinin (kustel)  soyulmuş hali. Çiğ olarak  ısırılıp yenir.




















Huliya. Haşlanmış kustelli kara lahana göbeği, sarmısaklı zeytinyağı ve limonla yapılan meze türü yiyecek.



















Hurzi. Ense.

İçli tava.

İfteri. Eğrelti otu.


 




















İfterinin kugari
Beyir gelır okari
Evlilerden ne olur
Seversen sev bekari

İğrat.


























İğrip:
Tam donanımlı balıkçı teknesi.


İhbal. Baht açıklığı. İkbal.
Fındık cubuğı gibi
Dalsız beyidım dalsız
Niye doğurdın beni
Anacuğum ihbalsız.

İhbala. Gelecekte, Olasılı.

İsdeyici. Dilenci.


İstifiza. Ağaçsız alanlarda kendiliğinden yetişen çalı türü. Boyları 60 cm civarındadır. Çalı süpürgesi yapmakta kullanılabilir.
















İşlemek.

Kemencemım başina
Ya işlesın işlesın
Kırmizi yanağıni
Ali Kemal tişlesın.


İşluk. Gömlek.
Beyaz işluk kedendan
Yarim gel gecme benden
Bilseydim gececesin
Sened alırdım senden.
İzim. Üzüm.

İzmilange.

İzim ayı. Eylül ayı.

Kabera. Yabani bir  bitki.

Kabot. Kaban.

Kabsalak. Az akıllı.

Kadeftera.

Kafkal. Toplanmış ve kurutulmuş kabuklu fındığı kabuğundan elle ayırma işlemi. Şimdileyin bu işi patoz yapıyor.

Kaful. İçerisine girilemeyecek yoğunlukta dikenli çalılık.

Kakanis. 

Kakayda. Yabani vişne.

Kalama: Çekilmekte olan ip, halat veya balık ağına çok gerildiği anda  kısa bir  boşluk vermek.

Kaleder: 

Kama. Birbirine tutturulacak ik ahşap malzeme üzerine açılan deliğe sokulan ahşap çivi.

Kamçe: Taze soğanın tohum veren  kısmı.






















Kanzi. Parçalanmış iç fındık.

Kapmak. Isırmak. İnsanın bir başkasını sıkı sıkı yakalaması. Başkasının elindekini hızlı bir şekilde almak. Köpek ısırması.

Karana. Yeraltı sularının zemini sürekli nemli tuttuğu yerler. Çoğunlukla bir su pınarı vardır.

Karemiş. Karayemiş, taflan.















Karemişin dallari
Sallanır yabraklari
Kafayı güzel ceker
Mudura  uşaklari.

Karmakudal. Birbirine karışmış.İçinden çıkılmaz hale gelmiş.

Kaskallamak. Kâğıt oyunlarında istenmeyen bir kâğıdı veya eli rakiplerin almasını sağlamak. Ticarette kandırmak.

Kastor. Bekçi köpeği. Argo: Kraldan çok kralcı, yağcı.

Kaş. Dik yamaç, uçurum.
Dizlerım ağarıyi
Enemeyırım kaşdan
Ukrayna karilari
Yari çikardi başdan

Kavara. Osuruk.
Değirmendere yollari
Hep kaldiler avara
Urusun beyukleri
Yesın biraz kavara

Kavlağan. Çınar.

Kazan Göli.  Derelerde dairesel göl.
Derede kazan göli
Su dolidır su doli
Neda çabuk unuddun
Buluşduğumuz foli..



Kede. Kedi.
Goyerdum ufağuma
Yunan gavuri gibi
Birden bire cirladi
Kede bağırır gibi.

Kefere: Olumsuz, sevimsiz kişi ya da olay.

Keleb. Yün ya da keten iplik çilesi.
Yeşil iblik kelebi
Çık karşıma yelebi
Benim sevduğum oğlan
Mahallenin çelebi.



















Kendime. 



Kendi payıma. Bence, bana göre.

Kerendi. 















Kıpraşma.
Davranma, hareket etme, kıpırdama.

Kıran/Gıran. Çevresinden nispeten yüksek,  ağaçsız çimenlik seyir düzlüğü.
Ay vuranda vuranda
Çık da odur kıranda
Alacağım Ayşeyi
Kukkular bağıranda.

Kidal/girdal. Büyük ağdaki balığı yardımcı kayığa aktarmaya yarayan ufak ağ.

Kise. Bir kuş türü.
Addımda vuramadım
Şu daldaki kiseyi
Kısa darla içine 
Gizlediler keseyi.

Kıcilamak. Yaramazlık yapan çocukları kırmadan fırçalamak.

Kılav: İnce ayar yapmak. Bilenmiş bıçağın ağzında biriken milimetrik metal parçalarını temizlemek.

Kle kle. Sığırları yönlendirme nidası.
İşmar eyledım oğa
Bakayi güle güle
Sığırların beşinde 
Edeyi kle kle .

Klefte. Hem beleş hem de uygun.

Kofle. Salyangoz.


















Kob. Koş.
Obaların içinde
Varolsın Derinoba
Ula senın beşinde
Yoruldum koba koba.

Kobmak. Koşmak.

Koheyda. Yabani bir bitki.

Kolof. Ziriktanın büyüğü.
Hazirladım kolofi
Koydum oni davaya
Gezeceğuduk senlan
Ya bak habu havaya.

Komar. Mor, lila, sarı, beyaz renklerde olabilen  muhteşem bir çiçek. Kuz tarafta  ormanların dereye yakın yerlerinde yetişir. Fazla güneş sevmez, rüzgar hiç sevmez.















Yüklen komar oduni
Gel gırana gırana
Haburdan usul usul
Kitelım Trabzon'a.

Korza. Göz önüne gelmeyen, basit doğal engellerle veya eşyalarla sakınılmış alan.
Bizim kede doğurdi
İki tişi bi tekir
Gizli iş çeviriyi
Ha bizim korza Bekir.

Kosi. Kuluçkaya yatmış tavuk.
Evın dibinde kuyi
Ondan cekerım suyi
Senın o fol ağzına
Kondurayım kosiyi.

Koşum. Yan yana getirilmiş iki elin avuçlarının hacmi. Bir koşum fındık.





















Kot. Mısır, buğday, fındık ölçmede kullanılan 30 cm çapında 40 cm yüksekliğinde silindirik ölçü kabı.
Yemekden derdın yokdur
Hem yağ vardır hem yoğurt
Al çuvali arkana
Bir kaç kot misir oğut

Kot kafa. Salak.

Kovit. İskorpit balığı.












Kozer. Köpeklerin ahşap yiyecek kabı. İçerisine malez konulur.

Kudal. Tahtadan veya ağaç dalından yapılmış yemek, yal karıştırıcı, çırpıcı alet.
Uzat bana kudali
Kariştirayım yali
Terman kalmadi penda
Yapamayirım yali.


Kufa. İneklerin yiyecek kabı. 5-6 cm genişliğinde 30 cm yüksekliğinde ince tahtadan yapılır, altı üstünden daha dar silindir biçimindedir.
Arkasında kufacuk
Ne ufacuk ufacuk
El eddım memesine
Yumurtadan ufacuk.

Kugar. Genellikle kiraz, incir gibi silkelenerek toplanamayan meyve ağaçlarının uzak dallarının çekilerek toplanmasına yarayan 7 rakamı biçimdeki ağaç dalı.
Şemsiyemin kugari
Okaridır okari
Almayi beni kızlar
Alacağım dul kari.


















Kukku Kuşu. Guguk kuşu. Çıkardığı ses nedeniyle  bu isim verilmiştir.













Kukku ne bağırırsın
Kukku dilin kurusun
Birak güzel gızlari
Sabahlari uyursun.

Kukuca. Haşlanmış kuru mısır, kabak ve fasulye ile yapılan yemek. Süt katılarak yenir.


Kukuğak. Bir oturuş biçimi.
Yaylanın kukuğağı
Yere vurdi kırağı
Kaybana sevdaluğun
Merağıyim merağı.

















Kukula. Kuka, dantel ipliği yumağı.

Kulakli.




Kulir: Bok.

Kulles.

Kumuş. Üç dört tanesinin bir arada olduğu fındık koçanı. Çotanak.
















Kuples. Üstü alta getirilmiş, ters çevrilmiş.

Kurebi.
E kız kurban olayım
Seni veren rabbiya
İşmar eyledım oğa
Davrandi kurebiya.


Kustel. Kara lâhananın gövdesi. Mısır saplarının biçildikten sonra tarlada kalan 25- 30 cm yüksekliğinde kısmı.
Yedım yağla yoğurdi
Yüreğım bolanıyi
Lahana kustelleri
Karnımda dolanıyi.





















Kuş lastiği. Sapan.

Kutalis. Takım oyunlarında bir devre bir takımda, ikinci devre ikinci takımda oynayan fazla oyuncu.

Kuymak. Mısır ununa Trabzon peyniri katılarak yapılan kahvaltılık yiyecek.
Abulam kuymak yabdi
Ketırın kaşuklari
Çayırın kenarinda
Ağlar uşacuklari.

Kuz. Kuzey doğu.
Çayir biçerım çayir
Kaleciğun kuzinda
Aşti yarim gelıyi
Bohcasi omuzinda.

Kuza.











Kücük ayi.  
Şubat ayı.



Külünk.


Lagat. Misine sarılan dikdörtken ahşap çarceve.






















Lâğana. Kara lahana. Dünyanın neresinde bir kök kara lahana varsa, orada bir Karadenizli vardır.
Kittim aldım lağana
Kıydım koydum sağana
Hiç emrımde görmedım
Senin gibi kaynana.






















Lağız. Mısır.
Lağız soyarım lağız
Gezma yarim yalağız
Pizım komşularımız
Peşimizde kılağuz.

Lakdama.

Laum. Dinamit.

Laum atmak. Dinamit lokumuna yaklaşık 5 cm uzunluğunda fitil soktuktan sonra ateşleyip denize atarak patlatmak suretiyle balık avlamak.

Lâmbes. Yamyassı hale gelmiş olma durumu.

Lâmli.  Ateşli silahların namlusu.

Lângoz. Su içindeki kayalar arasında derin çukur.

Lânger

Lâsir. Bezelye.















Leha. Silme balık dolu güverte.

Lengur. Bir hitap şekli. Biraz aşağılama içerir.

Lev. Kayıkların omurgasında bulunan ve ambara dolan suları dışarıya akıtmaya yarayan 3 cm çapında delik.

Liburdi. İyi niyetli olmayan sevimsiz ve yaramaz çocuk.

Lili. Ufak çocuk pipisi.

Limas. Soğuktan, kardan, rüzgârdan nispeten korunaklı olma durumu.

Limasluk. Limas olan yer.

Link edememek. Argo: Şaşkınlıktan konuşamamak, verecek yanıt bulamamak, eylemsiz kalmak.

Loğusa. Lohusa.

Löğora. Yabani bir bitki.





















Löğroz. Yamaçlara kurulan evlerin,  yamaç tarafındaki duvarından nem almaması için duvarla yamaç arasına açılan yaklaşık 60 cm genişliğinde boşluk.





















Lürt. Gelinciğe benzer yabani bir hayvan.

Lütürüt: 

Madis. Yırtılan balık ağlarını tamir etme işi.

Madis Yığnesi. Madis yaparken kullanılan özel iğne.

















Maksız.
Şakacıktan.

Malafat. Erken cinsel organı.

Malahor. Yabani bir ağaççık. Argo: erkek cinsel organı.

Malaktar: Yaklaşık 1 metre boyunda sopanın uç kısmına pamuklu kumaş sarılmak suretiyle  yapılan meşale. Gaz yağına batırılıp yakıldıktan sonra gece yolculuklarında aydınlatma aracı olarak kullanılır.

Malak gibi yatmak. Büyüklerin yanında saygısızca uzanmak.

Malez. Karışık köpek, kedi  yiyeceği.
Kedenın malezini
Tök yalağına yesın
İşun keçti karşiya
Şindi ne tersa tesın.


Maniya. Bir yerde birikmiş is.
Kara Hasan kaynatam
Tesbihi alır yere
Kızı Seher yakışir mi
Habu maniyali eve.

Manya. Yesir ve görebe oyununda rakibin sobelendiğini belirten nida.

Mares. Diriliğini kaybederek gevşeyip sarkmış olma durumu. Genellikle olgunlaştığı halde toplanamayıp ağaçta bırakılan incirlerin suyunu kaybedip  büzüşmüş halini anlatmak için kullanılır.

Mareslemek. Argo: Hasta olmak.

Margo. Erkek kedi.  Argo: erkek gibi kadın.
Gidecoğum çarşiya
Adıma vurdum eyer
Köyün en akıllısı
Şu bizım margo Siyer

Mayna.

Meci. İmece. Genellikle kafkallamak veya mısır tanelerini koçandan ayırmak üzere kadınların ve çocukların katıldığı yardımlaşma toplantıları. Mecilerde çeşitli oyunlar oynanır.
Gideyiken meciye
Kaldım yari geceye
Kesildi mi seslerın
Uymayi kemenceye.

Memişane: Helâ

Meştepe:

Mile. Misket.
Yaylanın çümeninde
Mile oynarım mile
Sarsam seni arkama
Yayık ibilan bile.

Mingalis. Küçük bir miktar.

Minzi. İnce tülbentte süzülmüş ayranın posası. Halis tereyağla kavrularak kahvaltıda tüketilir.

Moddeo. Aaaaa! Memnunluk belirten şaşkınlık ünlemi. Genellikle beklenmedik bir anda uzun süredir görülmeyen veya orada olması beklenmeyen  bir tanıdıkla karşılaşıldığında kullanılır. Moddeo Hasan!

Mol. Küme. Aynı tür bitkiden birkaçının bir arada olması . Çoğunlukla fındık için kullanılır.
Kuş foli komar moli
Doli yağayi doli
Sevdaluğun yüzünden
Ben da kaybeddım yoli.


Mora. Avat dikeninin meyvesi.



Mudara. Gereksinim, ihtiyaç, muhtaç olma durumu.
Dumanli dağınıza
Varmam ocağınıza
Benım mudaram yoktur
Sizin uşağınıza.

Mudura/Mudra.  Bizim köyün Gülbahçe olmadan önceki adı. Anlamı üzerine yapılan açıklamalar yeterince akla yatkın olmadığı için şimdilik açıklamasını geleceğe bırakıyorum.

Muhlama.

Mumul.

Munzur. İnsan ve hayvan yüzünün burun ucu ve dudakları kapsayan bölgesi.
Karşıda ne durursun
Durur da duşunursun
O seyrek munzurlari
As kugara kurusun.

Munzurıni asdi. Bir eylem veya söz karşısında hoşnutsuzluğunu ağız ve burun mimikleriyle gösteren kişinin görünüşünü betimleyen deyim.

Murt. Boşu boşuna ölmek. Bok yoluna gitmek. Bismilsiz ölmek.
Oyle bir anan var ki
Dünyayi yese doymaz
Öldüğünde murt gider
Cenazesi kılınmaz.

Müdana. Tenezzül

Na: Buyur, al.

Naktar. Anahtar.

Nalakuyruk. Topukların neredeyse popoya değecek biçimde koşarak kaçma hali.

Nâmnâ. Bebek yiyeceği. (A'lar uzun değil ince okunur.).

Nasi. Nasıl.
Yağmur yağdi yabrağa
Serpdida vurdi bağa
Bu gencecuk gelini
Nasi koydun dobrağa.

Ne sarayi. Çok eğlenceli oluyor.

Ne sarar. Çok eğlenceli olur.

Nuska. Muska.
Adladım karşi dağa
Basdım yeşil yabrağa
Sihirliyim sihirli
Nuska yapdırdım bağa.

Obur. Hortlak. Kendini kaybedercesine yemek yiyen. Obez. Obur genellikle mezarlıklarda dolaşır. Mezarlık yanından geçerken dua okumak oburun yaklaşmasına engel olur. Geceleyin evden çıkarkn bismillah demek alışkanlığı da obura karşı alınan önlemdir.

Okari. Yukarı.
Haburadan okari
Gel kitelım yaylaya
Yoruldunsa Fadime'm
Pinelım arabaya.

Okarigiler. Köyün dağ tarafına yakın olanlar. Sahilden uzak olanlar. Üstüyangilerden daha yukarıda olanlar.

Paluk yağayi. Balık sürüsünün deniz yüzeyine çıkması ve havaya atlayarak suya düşmesini tanımlayan deyim. Alttaki fotoğrafta "palamut yağayi".
















Pasapas. Hiç ara vermeden, dinlenmeden.

Patlangıç.

Pay. Bir sezon sonunda hasılattan tayfalara ayrılan para. Tam pay 1, yarım pay 1/2, çeyrek 1/4, uğrub 1/8, kıymık 1/16.

Perçem: Mısır koçanının püskülü. Mısır koçanının ince olan yaprakları rulo şeklinde sarılır ve kıyılmış perçem içine konularak sigara yapılır.

Pedek. Arı.

Pelit. Meşe.
Çamdan geçtim pelide
Kız perilerin yide
Seni anan vermedi
Penım kibi yiğide.

Pestili çıkmak. Perişan olmak.

Peş yaptırmamak. İki söz etmesine izin vermemek.

Pines. Kümes.

Pisi/Pisig. Kedi.
Pisi pisi pambuk
Elisine kanduk
Üç mum yakduk
Seyrine baktuk.

Pişşt. Kedi kovalama nidası.

Polatka. Büyük balıkçı motorlarıyla balık avına çıkan tayfalara verilen avans.

Puli purti. Ortalıkta olduğunda düzeni bozan eski.yeni her türlü eşya.

Pustuk. Taneleri alınmış mısır koçanı. Odun sobalarında yakacak olarak kullanılır.

Rosi. (Bkz.) Kidal.

Roke. İskambil kâğıdındaki şeytan.

Sal. Hasta ya da tabut taşımaya yarar sedye.

Saldat: Hantal.

Samara. (Bkz.) Karana.

Sarambula. İçyağı, tereyağı, zeytinyağı, kuru soğan, yeşil soğan, maydanoz, pazı yaprağı ile yarma mısır, usulüne ve sırasına göre pişirilmesiyle yapılan yemek. Halka şeklinde doğranmış salatalık kaşık gibi kullanılarak yenir.

Salhana. İşsiz güçsüz başıboş dolaşan ve bu durumu tasa etmeyen.

Saruğuburma.

Say değil. Yarım akıllı yetişkinlerin  ya da çocukların  kırıcı, incitici, yersiz sözlerinin dikkate alınmaması gerektiğini anlatan deyim.

Savma. Yaranın iyileşmesi. Kiraz, incir, dut gibi mevsimlik meyve ağaçlarında meyve kalmamış olması.

Sayvan. Ağaç direkler üzerine yapılan gözetleme kulesi.




Selânder. Çiten, serander.

Sifte. Çocuk oyunlarında önce başlama hakkı. Siftah.
Yarin işleri pozuk,
Para kazanamayi,
Siftesini yapmadan
Tükanini kapayi.


Sini. Üzerine yemek yenilen yaklaşık 60 cm çapında bakır tepsi.















Rafındaki siniler
El değmeden iniler
Gurbeddeki yarimin
Kulakları çiniler.

Sipsi. Kedi.

Sirdarmak. Sırıtmak.

Sirhan. Isırgan otu.Yaprakları tava yapılarak yenir.

















Simon:
Saçların önden arkaya veya bir yandan öte yana ıslatılarak özenle taranmış durumu.

Siser.

Siska. Ufak tefek çok zayıf. Sıska. Soğan fidanı.



Somara. Sapları tava yapılarak yenen yabani bir bitki. Dereye yakın sulak ve gölgelik yerlerde yetişir.





Soyunmak. Işık kaynaklarının sönmesi. Güneşin batması.
Ay vuruyi vuruyi
Işıklar soyunuyi
Ver ağzıma memeni
Dudaklarım kuruyi.

Suluk. Eski tip evin ebeveyn yatak odasının bir köşesinde bulunan yerden 10 cm yükseklikte kenarı 80 cm, şimadan yapılmış, dışarıya akarı olan  duş teknesi. Yıkanmak ve çiş yapmakta kullanılır.

Su Dökünmek. İşemek.

Sumuç. Tam açılmış başparmakla işaret parmağı arasındaki uzunluk.













Sükluk. Islık.

Süner. Sınır.

Süzek. Süzgeç

Şima. Kum, çimento, kireç karışımı harçla yapılan döşeme.
Kirasunun evleri
Şima ile kaynama
Kız penımla oynadın
Paşkasile oynama.

Tahra.

Tanazluk. Küpeşte tahtası.

Tarazlanmak. Aşınmak.

Temreğu. Egzama.

Tepreşmek. Savmakta olan yaranın tekrarlaması.

TeşirmekMeyve toplamak.
Eğdım funduk talini
Kel teşire teşire
Yedi köyun içinde
En güzeli Menşure

Teşki. Keşke.

Tevek. Kabak ve salatalığın sarmaşık biçimindeki gövdesi.
Balkabağı teveğı
Kurıdi sökilecek
İki memen arasi
Beyazdır ebilecek.

Tevekkel. 

Tirvana. Bir kuş türü.
Tirvana vurdım uşdi
Tuyi tarlaya duşdi
Ben ne eddım gaynana
Oğlun beşime duşdi.

Tirnakli.

Tiza. Kene.














Torasan. Bir incir türü. İncirden daha lezzetlidir. Beyaz incirle karıştırılmamalıdır.



















Tuman. Sis.
Ey yayladan kelenler
Yaylalar tuman midır
Yitirdım sevduğumi
Köreninız var midur?

Urum. Rum.

Urus. Rus.

Uşak: Erkek çocuk.
Maçkalı, dişleri yeni yeni çıkmaya başlayan çocuğunu kucağına almış fındık içi yedirmeye çalışıyorken bir taraftan da " ye uşağım ye! beyuduğunda, erkekluğun ardar" diyormuş. Kocasının konuşmalarını duyan karısı mutfaktan seslenmiş:
-Parmak  kadar uşağı pirak da, adağu ağzına iki dane.

Üstiyangiler. Eve göre dağ tarafında ama yakında olan evlerde yaşayanlar.

Varyoz. Balyoz.

Vindo. Bir tür iri sinek. İneklere musallat olmasıyla bilinir.

Viya. Deniz dalgasının tam kırılacağı sırada önüne uzanıp vücutla sörf yapmak.

Volar. Tarlayı bellerken belin topraktan bir seferde alt üst ettiği bölüm.

















Yal. İnek yiyeceği.

Yal Kazani. Yal hazırlanan büyük kazan.

Yali. Köyün denize yakın kısmı.

Yalgı. Deniz anası.

Yalluk. Sığırlara yal hazırlamada kullanılan her türlü yiyecek.

Mezerenın yolinda
Yalluk ederım yalluk
Uc seneye dayandi
Edduğumuz sevdaluk.

Yanpiri. Eğri büğrü, düzensiz.


Yar kopması. Heyelan.
















Yarindasi: Yarından sonraki gün. Ertesi gün.

Yarma: El değirmeninde kalın çekilmiş sarmalık mısır.

Yaşmak. Üzerinde hiçbir işleme olmayan beyaz baş örtüsü.
Başındaki yaşmağa
Durdi güller aşmağa
Sen beni alişdirdın
Sevdali konuşmağa.

Yeğnik. Hafif.

Yelve. Bıldırcının büyüğü.

Yesir. İki takım arasında yapılan ve hıza dayanan bir oyun.  İlk olarak takımlardan birinin oyuncusu koşmaya başlar.  Arkasından diğer takımın oyuncusu koşar. Amaç öndeki koşucuyu yakalamaktır. Yakalanan oyuncu takımı için eksi puandır. Oyuncular yakalanmamak için dilediği yolları seçebilir. Yakalanmadan başladığı yere dönen oyuncuların çokluğu oyunun galibini belirler.

Yığın. Horamanın büyüğü. Horaman sadece mısır saplarıyla yapılırsa da yığın çayırla yapılabilir.





















Estir kara yel estir
Bu gün dağlara destur
Keşişin yığınini
Sabahınan taş kestır

Yisa. Balık ağlarını ya da kayıkları çekerken söylenen isteklendirme nidası.

Yukli. Hamile.
Derenın baluklari
Buyuklidır buyukli
Kocan kitti askere
Sen kimden kaldın yukli.

Yureğım bolanıyi. Mide bulanması.

Yureğım kesildi. Korkudan ölecek gibi oldum.

Zakoda. Taşla kırılmış zeytinlerin suda bekletilmiş hali. Tuzlanarak kahvaltıda tüketilir.

















Zağna. Yengeç.

Zavan. Kıraç alanlarda yetişen yabani bir bitki. Beyaz ve sarı çiçek açarlar.





















Zayi.
Sanırım, herhalde.

Zibil. İnanılmayacak kadar fazla. Çok küçük. Minik. Denizin kıyıya attığı gargalakların büyükleri toplandıktan sonra kalan küçük parçaları.


















Zifin. Sarı beyaz çiçekler açan bir orman bitkisi.
















Haburadan okari
Zifin çiçeği sari
Vermeyiler adama
Gönul sevduğu yari


Ziğna.  Deniz üzerine uzanan kayalıklar ve sahilde mağaralardan oluşmuş bölge .

Ziğos.  Kapkara bulutlarla sarılmış gökyüzü, fırtına, yağmur, hortum  içeren hava durumu.


Zimla. Göz çapağı.

Ziniya. Tavuk pisliği.

Zinos. Martı.

Zipçuk. 

Zipka.


Zirikta. Yaklaşık bir santimetre kalınlığında üç santimetre  çapında hamurun yağda kızartılmış hali. Üzerine toz şeker dökülerek yenir.

Zizil. Solucan.

Zuluf. Kafkal işlemi sonucu ortaya çıkan ve içinde fındık olmayan kabuk.

Zumban. Bir tür sarmaşık.

Zumbuk. Orta parmağın tümsek yapılarak  küçüklere ikaz amacıyla vurulan sevimli darbe.

Zumur. Ezik, ezilmiş. Bilekiden yeni çıkmış sıcak mısır ekmeğinin ortası oyularak içine taze tereyağ koyulduktan sonra iyice ezilmek suretiyle  yenecek duruma getirilmiş hali.

Zükam. Nezle.



Göz Atılan  Kaynaklar.
-Sözcüklerin büyük çoğunluğu 17 yıl yaşadığım Mudura Köy'ünden aklımda kalanlardır.
-Trabzon Yerel Ağızlar Derleme Sözlüğü. Bahattin Sezgin.
-Doğu Karadeniz Bölgesi Eşkıya Ve Kabadayıları. Yaşar Küçük.
-Trabzon Maçka Etimoloji Sözlüğü. Kudret Emiroğlu.
-Tarih Boyunca Karadeniz'de Etnik Yapılanmalar Ve Pontus. Haşim Albayrak
-Doğu Karadeniz Yer Adları Ve Söz Varlığı. Osman Coşkun.
-Manilerimiz Ve Trabzon Manileri.Ali Çelik.
-Doğu Karadeniz Masallar Öyküler Söylenceler Destanlar. Haydar Gedikoğlu.
-Trabzon Tarihi. Mahmut Goloğlu.
-Trabzon Yer Adları İlyas Karagöz.
-Hitiçe Türkçe /Türkçe Hititçe Büyük Sözlük. Ahmet Ünal.
-Bir Tutkudur Trabzon. İ.Gündağ Kayaoğlu, Ömer Ciravoğlu, Cüneyt Akalın.
-Trabzon Halk Kültürü. Mustafa Duman.
-Büyük Sümerce Sözlük. Nafiz Aydın.
-İlkçağda Türkiye Halkı. Bilge Umar.
-Trabzon ve  Yöresi Ağızları. Necati Demir.
-Kaçkarlarda Bulut Olsam. Uğur Biryol
-Trabzon'u Anlamak. Güven Bakırezer. Yücel Demirer.
-Trabzon'un Yer Adları. Enver Uzun.
-Trabzon Kent Mirası. Ömer İskender Tuluk, Halil İbrahim Düzenli.

6 yorum:

  1. Çok güzel bir çalışma teşekkürler.Bir an için yıllar önceye gittim çevremde tanıdığım yaşlı insanlar gözlerimin önüne geldi.Mudura sözlüğünün genişletilmesi için elimizden gelen ne varsa yapmaya çalışırım.

    Adnan BEKTAŞ

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,yanlış bildiğimi sanmıyorum ama,yine de temkinli olayım.''Kumuş ''bizim oralarda mısırın koçanına denir idi.Ayrıca bahçe etrafında ki çitlere de ''Çaplama''derdi rahmetli Dedem.Siğillere ''Kuza '' derdik,Bir de''Tsimur''(söylemesi kolay yazması zor) vardı,bilenler hatırlayacaktır,sıcak mısır kolofları ile tereyağı ezilerek acele açlık bastırmaya yarardı.Ve son olarak çıplak anlamına gelen ''cisan''(tabiki yazıldığı gibi söylenmiyor) vardı.Sürç-i lisan etti isem affola,katkım oldu ise ne mutlu.Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Nereli olduğunuzu bilseydim daha iyi olurdu sanırım. Kumuşu biraz daha soruşturacağım. Kuza fotoğrafı çekmiştim ama net olmadığı için eklemedim. Yakında yeni fotoğrafı ekleyeceğim. Çaplamayı da soracağım. Ben hatırlayamadım. Ancak Karadeniz yöresinde hazırlanan bazı sözlüklerin birinde dediğiniz anlamı da içeren "cablama" sözcüğü gördüm. Tsimur biraz "zumur'a" benziyor galiba. Mısır unundan kolof yapılır mı onu da bilmiyorum.
      Teşekkür ederim. Yorumunuzu okurken aklıma bir kaç kelime daha geldi. Teşekkür ederim.

      Sil
  3. Özür dilerim,acele ile (her zaman yaptığım gibi) en sondaki ''zumur'' maddesini görmedim,kusuruma bakmayın.O maddede yazılanlara (haddim olmayarak) katılıyorum.Ben biraz acele ile ukalalık etmişim.Bu arada benim de aklıma bazı kelimeler geldi,daha sonra yazarım.(Trabzon'luyum)

    Selamlar.
    Selamlar

    YanıtlaSil
  4. Hatırladığım kelimeler;''Rokofla'' Mısırın yeşil olan dış kabuğunun kurutulmuş hali.rahmetli Dedem kurbağaya''Roseka''derdi.Fındık ve ceviz içine ''Ganzi'' derdik.Hatırladıklarım bu kelimeler.Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Benden büyüklere bir sorayım bakalım mısır kabuğunun kurutulmuşunun ve kurbağanın bir adı var mı? Ganziye biz Kanzi ya da kanzilis diyoruz.
      Trabzonlu olduğunu anlamıştım da hangi tarafından olduğunu anlayamamıştım. Mudura Yoroz burnunda, şimdiki hali Gülbahçe olan köy. Sözcüklerin sesletimi yöreden yöreye değişebiliyor.
      Sağlıklı uzun ömür dilerim.

      Sil