8 Ocak 2010 Cuma

AYDINLAR (!) VE ŞEHİTLER.

Ülkücü kesimin kullandığı bir slogan vardı.

Tanrı Türk’ü korusun!

Slogan Değişti.

Tanrı Türk’ü sadece Türk aydınlarından(!) korusun yeter! Kalanını millet halleder.

Tüm kabahat medya patronlarında(!)!

Gazeteciyi her gün yazı yazmak ya da tv programı yapmak zorunda bırakırsan olacağı budur.

Bu işi yapabilecek birikime sahip taş çatlasın 10 kişi varken yüzlerce “gazete köşesi” ve “tv program saati” doldurulmayı bekliyor. Zorla güzellik olmuyor.

Zorlayınca:

KAMİ KARACA, MÜNİR NURETTİN SELÇUK VE SALAT-I ÜMMİYYE.

Salat-ı Ümmiyye’yi her dinleyişimde...

Daima merak etmişimdir...

Hangisi daha mükemmel yorumluyor? ...

“Teknik bakımdan bu kadar geniş nefesli bir başka sanatçıya çok az rastlanır. Bir nefeste bu kadar uzun söyleyebilen bir ses işitmemiştim. Tam nefes alacağını sanıyorum, yine devam ediyor¹..” denilen Münir Nurettin Selçuk mu?

Yoksa “Çok çok iyi akort edilmiş bir sazdır ; sanki gırtlağında diyapozon var²” olduğu söylenen Kâni Karaca mı?

Kulağıma güvenemem....

Kararı gönlüme bırakırım...

NECİP TÜRK İŞÇİLERİNE

Duyduk ki:

Taksim’e çıkacakmışsınız 1 Mayıs’ta

Devletle hükümet ilk kez bir olmuş...

‘Sopa’ göstermişler size.

Herkese açık Taksim...

İşçilere kapalı denmiş.

BRİÇ ANAYASASINA EK.

Briç denilen iskambil oyununun hesaplama gücüne dayandığı söylenir. Öte yandan en akıllı insanlar bile, satrancı saçma bulurlar da, bu oyundan, açıkça görülen ama nedeni pek bilinmeyen bir tat alırlar. En küçük bir kuşkum olmadan söylüyorum, çözümleme gücünü onun kadar çalıştıran başka hiçbir oyun yoktur. Yerzüzündeki en iyi satranç oyuncusu, satrancı en iyi oynayan kimsedir o kadar; briçte ustalık ise bir insanın kafasını kullanabildiğini, akılların çarpışacağı çok daha önemli işlerde de başarı sağlayabileceğini gösterir. Ustalık derken, elverişli yardımların geleceği bütün kaynakları bir anda kavrama gücüne sahip olan, örnek bir briç oyuncusunun olgunluğunu düşünüyorum. Bu kaynaklar hem pek çoktur, hem de pek çeşitlidir, üstelik düşüncenin öyle kuytu köşelerinde saklıdırlar ki, alelade kimselere, erişilmez, yanına varılmaz şeylermiş gibi görünürler.